REHBERLİK NEDİR?
REHBERLİK HİZMETİYLE ÖĞRENCİYE
KAZANDIRILMAK İSTENEN NELERDİR?
Rehberlik; bireyi tanımak, onu kendisine tanıtmak, problemlerini çözmesi, gerçekçi kararlar alması, ilgi ve yeteneklerini geliştirmesi, çevresine sağlıklı ve dengeli bir uyum sağlaması ve böylece kendini gerçekleştirmesi için, ilgili kişilerce yürütülen hizmetlerdir.
Bu Hizmetler Yürütülürken Şu Hususlara Dikkat Etmek Gerekir;
· Rehberlik; bireye doğrudan yapılan tek yönlü bir yardım değildir.
· Bireyin yapamadıklarını onun yerine yapmak değildir.
· Bireyin sadece bir yönüyle ilgilenmek değildir.
· Disiplin, yargılama ve ceza verme işi değildir.
· Sadece bilgi aktarma işi değildir.
Okullarımızda Yürütülen Rehberlik Hizmetlerinin Amaçları;
· Öğrencinin kendisini fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönleriyle tanımasına,
· Gelişimine yardımcı olacak fırsatları, okul içi ve dışı eğitim olanaklarını, meslekleri, toplumun beklentilerini tanımasına,
· Temel eğitimden başlayarak ilgi ve yeteneklerine uygun bir üst programı tanıyıp seçmesine,
· Problem çözme gücünü geliştirmesine, doğru kararlar verebilmesine,
· Ruhsal yönden sağlıklı ve topluma yararlı, kendini gerçekleştirmiş bir kişi olarak yetişmesine yardımcı olmaktır.
Kendini gerçekleştirmekte olan birey; kim olduğunu gerçekçi bir gözle algıladığı gibi, kim olabileceği hakkında da daha tutarlı bir kişiliğe sahiptir. Hem kendisi, hem de başkaları hakkında iyi düşüncelere sahiptir. Kendine saygı duyar ve kendini olduğu gibi kabul eder. Duygu ve düşüncelerini uygun bir şekilde dile getirir. Değişmeye ve yeni yaşantılara açıktır.
Kendini gerçekleştirme yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Bu nedenle hayatın her döneminde, ilgi ve yetenek yönünden en üst seviyeye ulaşmak için çaba gösterilmelidir.
Rehberlik hizmetleri ile öğrencileri yakından tanımak amaçlanmaktadır. Öğrencileri yakından tanımanın üç bakımdan önemi vardır;
1. Size Kazandırılacak Bilgi ve Beceri Yönünden:
Her birey farklıdır ve değişik özelliklere sahiptir. Sınıfın hepsini aynı özellikleri taşıyan öğrenciler olarak düşünürsek, eğitimin amacı açısından istediğimiz hedeflere ulaşamayız. Her öğrencinin yaş, cinsiyet, boy, kilo, sağlık, anlama, zeka gelişimi gibi birbirine benzemeyen farklı özellikleri vardır. Bu farklılıkları ve sınıfın ortak özelliklerini yeterince tanıyıp-inceleyebilirsek her öğrencinin eğitim ortamından yeterince faydalanmasını sağlayabiliriz.
2. Duygusal, Zihinsel, Bedensel ve Sosyal Yönden:
Eğitimde, sadece bilgi ve becerilerin gelişmesi ile yetinirsek, bir bütün olarak öğrencilerin gelişimini sağlayamayız.
· Duygusal özelliklerinizi, heyecanlarınızın nedenlerini, şiddetini, süresini, öfkenizi, vurdumduymazlığınızı,
· Grup içi ve grup dışı ilişkilerinizi, sosyal uyum özelliklerinizi,
· Düşünme, anımsama, anlama, yorumlama, algılama, yargılama gibi özelliklerinizi, varsa bunlarla ilgili sorunlarınızı,
· Bedensel gelişiminizi, sağlığınızı, kişisel özelliklerinizi bilip-tanımamız, vereceğimiz eğitim etkinliklerinden daha iyi yararlanmanızı sağlayacaktır.
3. Toplumsal Yönden:
Yetenekleri, çeşitli özellikleri ve gereksinimleri uygun biçimde gelişemeyen birey, okulu bitirdikten sonra kişisel ve toplumsal görevlerini yeterince yerine getiremeyecektir. Yaptığı etkinliklerde eksiklik, yetersizlik duyacak, başarılı ve mutlu bir birey olamayacaktır.
Eğitim çalışmalarımızın başarısız olması ve öğrencilerde değişikliğe yol açmamasının temel nedeni, öğrencileri yeterince tanımamamızdır. Öğrencileri tam olarak tanıyabilmek için, onların çevrelerini de iyi bir şekilde tanımak gerekmektedir.
Bütün bunlardan dolayı; öğrencileri en iyi şekilde tanımak için çeşitli test ve anketler uygulanmaktadır. Burada size düşen görev ise yapılan uygulamalarda öğretmenlerinize yardımcı olmak, doğru ve samimi bir şekilde test ve anketleri cevaplamaktır. Vereceğiniz cevaplar sizleri daha iyi tanımamıza yardımcı olacaktır.
DENİLMESİNE RAĞMEN;
Sistem eğitim yerine öğretim şekline devam etmektedir. Rehberlik dersleri çocuklar için son derece sıkıcı geçmekte ve boş saat olarak görülmektedir.Çünkü yukarıda olması gerekenlerin sıralandığı hiç bir değer burada uygulanmamaktadır. Yıllarca öğrencilerin hayatında boş saatler gereksiz zamanlar olarak akıp gitmektedir. Öğrencileri yönlendirmek şöyle dursun, siyasi anlamda kategorize ederek adeta çocukların gelecekleri ile oynanmaktadır. Çocukların kendi kapasiteleri yerine ailelerinin kapasitelerine ve siyasal kariyerlerine göre değerlendirmeler yapılmaktadır. Özellikle anneleri başörtülü olan çocuklar sinsi bir şekilde yıpratılmak istenmektedir. Veli toplantılarında çocuklar hakkında yapılan yorumlar hiçbir zaman gerçeği yansıtmamakta, çocuklarınız çok iyi denmesine rağmen en küçük bahaneler ile daha önce beyan ettiğim kategorizelendirme çalışmalarının bir sonucu olarak düşük notlarla cezalandırılmakta ve pasifize edilmektedir. YÖK tarafından başörtülü üniversite öğrencilerine dayatılan zorlamalar ilk ve orta öğretimde hem velilere hem öğrencilere dayatılmağa devam etmektedir. İmam Hatiplerde dahi din eğitimi alan kız çocuklar başörtüsü ile eğitimlerini yapamamakta ve saçma sapan dayatmalara maruz kalmaktadırlar. Haydi kızlar okula kampanyasını yapanların gayesi tamamen siyasi ve ekonomik ranttan başka bir şey değildir. Yoksa gerçekten Kız çocuklarının okula gitmesini isteyen zihniyet neden başı örtülü genç kızlara sorun çıkartıyor. Neden İlk öğretim ve orta öğretimde yardımcı olmak yerine köstek oluyorlar. Rehberlik Eğitimlerinin kuruluş gayesi gerçekten yukarıda anlatıldığı gibi olsa idi, sırf İmam Hatiplere inat olsun diye Meslek Liselerinin önü kesilir mi idi. Yeni açılan 17 üniversitenin açılışını bu güne kadar geciktiren YÖK Memleketin geleceği ile nasıl oynayabiliyor. Bu gün sayısal olarak bakıldığında sadece Lise mezunlarının dahi bir Üniversiteye gitmesi imkansızdır. Lise mezunlarının da bu gün pek çoğu Üniversiteye gidemedikleri halde Meslek Liselerinin önünün kapatılması, başarılı öğrencilerin kendi dallarındaki Mühendisliklere gitmesinin önünün kesilmesi kime fayda sağlayacaktır. Tuzu kuru YÖK şöyle oturup bir düşünmeli ve memleketin önünü açmalıdır. Siyasetle uğraşıp meydanlarda mitinglere katılmak yerine Üniversite gençliğine örnek olup akademik çalışmalarda bulunmalıdır. Ama heyhat. Türkiye’nin en saygın addedilen üniversiteleri eğitim bakımından dünyada ilk 500 içinde değildir. Ama siyaset arenası ölçülse herhalde lider konumuna devam eder. Son rektör atamalarındaki şaibelere maalesef Cumhurbaşkanı da taraf olarak uzun yıllar konuşulacak skandal atamalara bir yenisini eklemiştir.
İnşaallah bir gün düzelir. Boş laf üretmekten proje üretir hale geliriz.
Saygılarımla.
Ahmet TÜRKAN
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
NEDEN DÜRÜST OLAMIYORUZ
Aşağıdaki yazı Sayın Murat Birsel'den alınmıştır.
Her işimizde ABD'nin ve Avrupa'nın insanlarının dürüst yaklaşımlarından söz ediyoruz. Peki büyük bir çoğunluğun Müslüman kimliğine sahip olduğu, yalanın asla tasvip edilmediği ülkemizde nasıl oluyorda dürüstlük bir türlü oturmuyor. Dürüst olanar neden bir türlü kazanamıyor. Neden her işimize bir kılf, bir fetva buluyoruz. Sebebi çok basit. O insanlar uzun mücadeleler sonunda işin dürüstlükte olduğunu anladılar ve bunu kendi sistemlerine yerleştirdiler. Biz ise elimizdekini rafa kaldırdık ama yerine ne koyacğımızı hala bulamadık. Sosyoloji, psikloji, genel ahlak kuralları maalesef kar etmiyor. Olmuyor olmuyor.
Lütfen kendimize gelelim. Değerlerimiz vardı; onlara tekrar sahip çıkalım. Komşusu açken tok yatan bizden değildir hitabını hatırlayalm. İmanla yalan bir arada olamaz, bunu aklımızdan çıkarmayalım.
Bu kadar ön yorumdan sonra Ben burada sözü usta kalem Sayın Murat Birsel"in izlenimlerine bırakıyorum.
Bakın Murat Birsel nasıl yorumluyor.
Modern is dünyasının son akimi "Bugün yorganın altında uyumak istiyorum"
diyerek ise gelmemek.
İşyerinden gelen cevap da "Keyfine bak, yarin görüşürüz" oluyor!
Selahattin Duman dun konu etti, bizde böyle durumlarda "Uyumak istiyorum"
yerine, bir akraba -temsilen- oldurulur.
İşe gelmemenin başka bahanesi olamazmış gibi...
Oysa yabancının yaklaşımı bizimkinden daha iyi sonuç veriyor, o uygulamanın
temelinde bir yasam tarzi, dunyaya bakis ve algılayış yöntemi yatiyor.
Bu sistemde tanisisim, Amerika'da (Texas Universitesi) ilk asistanlik
aylarina denk gidiyor...
Ogrenci geldi, "Ben sabah uyuyakaldim, imtihani kacirdim.
isterseniz simdi imtihan olabilirim" dedi.
Haydaaa...
Alismisiz bizim sisteme, "Imtihani kacirirsan kalirsin ikmale kardesim. Bir
de sana ozel imtihan mi yapacagiz?" diye dusunuyorum.
Ama talebe o kadar rahat ki...
Profesore, "ogrencinin biri uyuyakalmis imtihani kacirmis, ne yapacagiz"
dedim.
"Bir make-up (telafi sinavi) yapiver, ayni testi verme, konu ver,
kompozisyon yazsin" cevabini verdi.
Ogrencinin kagidi "A" aldi, meger calisirken sabahlamis, masa basinda
uyuyakalmis.
Aslinda diskoda sabahlasaydi da olurdu ya yine sinava girecekti...
"Uyuyakaldim" demesi cezalandirilmiyor, dogruyu soyluyor, sistem aninda bir
imkan daha taniyor.
Insani durustlukten sasmaya davet etmiyorlar!
Meshur hikayedir, iki ogrenci sinavi kacirir, hocaya "Beraber arabayla
geliyorduk, lastik patladi, sinava yetisemedik" derler.
Hoca ikisini ayri ayri odalarda sinava alir, soru iki kelimedir:
"Hangi lastik?"
***
Sistemi aldatmadikca sistem sana hak taniyor, sistemle oynamaya baslarsan
sistem de sana karsi tavir aliyor.
Sistemin temelinde durustluk var.
Baska yerde insanin sadece bedenini degil ruhunu da ciddiye aliyor, oyle
davraniyorlar.
Bizde caninin ise gitmek istememesi gibi bir ruh hali sozkonusu olamiyor.
Ille de bedeni bir sey olacak, ya grip olacaksin, veya cok yakinin birine
fiziki bir sey olacak. Hele olurse, izin garanti!
Adamlarin mantigi farkli...
"Canim bugun ise gelmek istemedi" dediginde "Bak keyfine" diye cevap veren
isyerinde calismak istiyorsun!
Adamlar bunun farkinda.
Denklemi -bizim gibi- ters kurunca, saglikli oldugun surece karsi tarafin
seni hayattan bezdirme hakki doguyor.
Sukru Kizilot konu etmis bazi bankalar SSK emeklilerine maas odemek icin sag
olduklarini ispat eden belgeyi alti ayda bir getirme sarti koymuslar.
Ya oleceksin ya da istirapla yasayacaksin formulu!
***
Insani insan yerine koymak, kisinin hatasini kabullenmesi, hatayi yapana bir
sans daha verilmesi, ruha hitap... Bunlar hep kaliteli toplumsal yasam
emareleri.
Bizde de yerlesiyor, umut yok degil...
Bir ara ne cok vardi "Satilan mal geri alinmaz"!
Tercumesi "Kazikladim gitti!"
Simdi iade sistemi, bizde de yerlesti, 20 yil once yoktu...
Arkadasim Altan, Dallas'tan -dayanamadi- bir tenis raketi aldi, sonra
verdigi paraya acidi. "Gel iade edelim" dedi, beraber gittik.
Bir de baktim ki Altan elini bandaja sarmis.
Iade ederken satici kiz, "Iade nedeniniz" diye sordugunda "Elimi sakatladim,
kullanamiyorum maalesef" dedi.
Tezgahtar kiz not etti, raketi geri aldi, parasini Altan'in saglam (!) eline
saydi.
Kiza, "Arkadasim 'Eve gidince rengini begenmedim' deseydi, geri almayacak
miydiniz?" diye sordum.
Tezgahtar, "Sadece istatistik icin arastirma departmanina verdi diye bu
soruyu soruyoruz, bir hafta icinde geri getiren her sartta parasini geri
alir" dedi.
Sahte bandaj sahibi ne komik!
Sistem saglikliysa sahte hastaliklara gerek kalmiyor.
Obur turlu sistem, adami hasta ediyor!
***
Esnek calisma saatleri...
"Kravatsiz Cuma"lar...
Yorgan günleri...
Hepsi daha verimli olunmasi icin!
Yoksa aklin baska yerde, gelmissin ise...
Koltukta oturuyorsun ama onundeki bilgisayarda fal bakiyor, kendince intikam
aliyorsun...
Patronun koydugu kameraya da calisir gorunuyorsun...
"Yalandan kim olmus" ne de olsa bir Turk atasozu!
Murat BIRSEL'den
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
BİLEREK VEYA BİLMEYEREK SİYASETE ALET OLAN
İLKÖĞRETİM' DEN ÜNİVERSİTEYE KADAR BÜTÜN ÖĞRETMENLERİMİZE İTHAF OLUNUR.
LÜTFEN SİYASET YERİNE İLİM ÜRETELİM DEĞERLİ ÖĞRETMENLERİM
Ben bir gülüm, sen bahçıvan;
Çok açarsam eser senin,
Mis kokarsam hüner senin
Ama bir de soldurursan
Günah senin, günah senin öğretmenim...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED(A.S.M)’İN ÖĞRETİM USULLERİ
Peygamber imiz Hz.Muhammed (A.S.M.) hayatının her karesinde anlatacağı bir hususu en uygun ve en güzel bir uslupla anlatmış ve öğretmede de aynı metodu kullanmıştır. İşte onun 40 öğretim metodu.
Hz. Muhammed (A.S.M), evrensel bir eğitim-öğretim sistemi getirmiş ve bütün kalpleri, bütün ruhları, bütün akılları, bütün nefisleri ideal ufka yükseltecek bir mesaj sunmuştur. Sadece O’nun getirdiği sistemdir ki hem ruhu, hem aklı hem de nefsi, yükselebilecek en son noktaya ulaştırmıştır.
1. Efendimiz, söylediği hakikatleri bizzat yaşayarak hayatıyla göstermiştir.
2. Dinî yükümlülükleri tedrîcî (yavaş yavaş, basamak basamak) bir sistemle öğretmiştir.
3. Öğretmede orta yolda durmaya ve insanları bıktırmaktan uzak durmaya riayet etmiştir.
4. Öğrenenler arasındaki kişisel farklılıkları göz önünde bulundurmuştur.
5. Karşılıklı konuşma ve soru-cevap şeklini kullanmıştır.
6. Yanlış düşünceyi söküp atmak ve gerçek doğru bilgiyi net bir şekilde muhatabın kafasına yerleştirmek için aklî ölçüleri kullanmıştır.
7. Muhataplarına soru yöneltmiş, böylece onların zeka ve bilgi seviyelerini ölçmüştür.
8. Mukayese ve örneklendirme metodunu kullanmıştır.
9. Benzetme ve halk arasında yaygın olarak kullanılan örnekleri kullanmıştır.
10. Anlattığı hususu, elinde herhangi bir şey ile yere ve toprağa çizerek bizzat göstermiştir.
11. Sözle beraber jest ve mimiklerini kullanmış ve el ile işaretlerde bulunmuştur.
12. Önemine binaen, halin mümkün kıldığı bir nesneyi bizzat eline almış, eliyle kaldırmış ve arkasından söyleyeceği hususu söylemiştir.
13. Muhataplarından bir soru gelmeden söze önce kendileri başlamıştır.
14. Muhatabının sorusuna eksik ve fazla olmadan cevap vermiştir.
15. Muhatabının sorusuna, onun ihtiyacına binaen sorduğundan daha fazlasıyla cevap vermiştir.
16. Muhatabını, güzel bir hikmete binaen, sorduğu sorudan daha önemli bir hususa yönlendirdiği de olmuştur.
17. Soru soranın sorduğu soruyu tekrarlamasını istemiştir.
18. Muhatabın aldığı cevabı tekrar etmesini istemiştir. Böylece cevap unutulmayacaktır.
19. Bildiği bir husustan dolayı kişiyi imtihan etmiştir ki bununla doğru cevap vereceği için kişiyi sena etmek, övmek istemiştir.
20. Önünde olan bir olaya karşı susma yolunu tercih etmiştir.
21. Öğretme esnasında meydana gelebilecek imkan ve fırsatları değerlendirmiştir.
22. Latife ve şaka yoluyla öğretmeyi tercih etmiştir.
23. Öğrettiği hususu yeminle tekit etmiş perçinlemiştir.
24. Öğretilen hususun önemine binaen sözü üç kere tekrar etmiştir.
25. Konunun önemini oturuşunu ve duruşunu değiştirerek ve sözü tekrar ederek göstermiştir.
26. Cevabı geciktirerek muhatabın sorusunu tekrar etmesi uyarmıştır.
27. Muhatabı intibaha sevk etmek için, onu omzundan veya elinden tutmuştur.
28. Muhatabı teşvik için veya onu sıkıntıya sokacak bir durumdan dolayı, bazı hususların gizli kalmasını yeğlemiştir.
29. Söyleyeceği hususun hafızalarda daha iyi yer etmesi veya ezberlenmesi için, sözü kısa ve öz bir şekilde ifade etmiş, daha sonra ise ayrıntılarına geçmiştir.
30. Cevabın birkaç madde ile verileceği durumlarda önce cevabın kaç maddeden oluştuğunu bildirmek için sayıyı söylemiş daha sonra saymıştır.
31. Va’z etme, nasihat etme ve öğüt verme metodunu kullanmıştır.
32. İnsanların şevklerini kamçılama veya neticesi elem verici hususlardan şiddetle uzaklaştırma (Tergib ve terhib) metodunu kullanmıştır.
33. Kıssa ve geçmiş ümmetlere ve insanlara dair haberlerle öğretme metodunu uygulamıştır.
34. Sorunun cevabının muhatabı utandırma ihtimali olan hususlarda önce nazik bir hazırlık süreci hazırlamış ve soruyu öyle cevaplandırmıştır.
35. Sorunun cevabının muhatabı utandırma ihtimali olan hususlarda üstü kapalı olarak kinaye yoluyla ve işaret ederek yetinmiştir.
36. Kadınlara öğretmeyi ve nasihat etmeyi de asla ihmal etmemiştir.
37. Halin gerektirdiği durumlarda öğretme hususunda azarlayıp paylamayı (ta’nif) ve kızmayı (gadab) da ihmal etmemiştir. Ne var ki onun paylaması ve kızması da merhamet yörüngesinde ve ümmetinin selameti için olmuştur.
38. Talim ve tebliğde, kitabeti (yazma metodunu) da kullanmıştır.
39. Yabancı dilleri (mesela Süryaniceyi) öğrenmesi için bazı sahabeleri görevlendirmiştir ki bu husus da günümüzde dünyanın dört bir tarafında İslam’ın güzelliklerini öğrenmek isteyenlere karşı yapılacak vazifenin çok önemli bir basamağını teşkil etmektedir.
40. Bizzat kendi mübarek zatıyla talimde bulunmuştur.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!