http://ahmetturkan.blogcu.com

UYUŞTURUCU İRTİCANIN GÖLGESİ Mİ?

14/12/2008 · Kategori: Haber Medya

Yüksek Askeri Şura'nın yeni kodları
Aradan 26 yıl geçti. Bu sürede bin 636 kişi kurumdan geri dönüşsüz bir şekilde gönderildi.

O dönemler 12 Eylül'ün ve etkilerinin yoğun yaşandığı yıllardı. Yüksek Askeri Şûra, yaptığı toplantılar sonucunda bugünkü gibi ihraçlar gerçekleştiriyordu.

Son 15 yılda ise bu rakam bin 288 oldu. Ancak son yıllarda bir politika değişikliğine gidildi. 'Disiplinsizlik' nedeni ile yapılan ihraçlar, detaylı açıklanmaya ve 'ahlaka aykırı davranışlar ve uyuşturucu' ile 'irtica' telaffuz edilmeye başlandı. 2006 yılında gerçekleştirilen bu değişiklik, bir taraftan Silahlı Kuvvetler'de uyuşturucu kullanımı artıyor mu sorusunu gündeme getirirken, bir taraftan da askerin hükümetle arasını iyi tutmak için irtica nedeniyle atılanları gölgelemek amacıyla böyle bir yola gittiği belirtiliyor.

Her şey Eskişehir 1. Hava Taktik Komutanlığı'ndaki uyuşturucu kullandığı tespit edilen askerlerin dosyalarının YAŞ'a gelmesiyle başladı. 2006 Ağustos şûrasında bu sebeple Eskişehir'den 9 kişi ihraç edildi. Toplamda ise 19 ihracın 2'si irtica 17'si ahlaki durum ve uyuşturucu alışkanlığı olarak gösteriliyordu. Bir sonraki şûrada çıkan 37 kişilik ihraç kararı da Eskişehir'de başlayan soruşturmayla ilişkilendirildi. Bu dönemde Eskişehir'le birlikte Diyarbakır 8. Ana Jet Üssü Komutanlığı'ndan da 9 kişi ihraç edildi. 2007 Ağustos şûrasında, 10'u irtica, diğerleri uyuşturucu ve ahlaki durum olmak üzere 23, 2007 Aralık şûrasında, 7'si irtica, diğerleri ahlaki durum ve uyuşturucu olmak üzere 38, 2008 Aralık şûrasında ise 5'i irtica, diğerleri uyuşturucu ve ahlaki durum olmak üzere 24 kişi ihraç edildi.

2006 Aralık şûrasında 'uyuşturucu' gerekçesiyle TSK'dan resen emekli edilen Ramazan Bayramoğlu, hayatı boyunca sigara bile kullanmadığını söylüyor. Diyarbakır 8. Ana Jet Üssü'nde görev yapan Bayramoğlu, bir yılbaşı kutlamasında uyuşturucu kullandıkları gerekçesiyle 100'e yakın kişiyle birlikte sorguya alınmış. 2 gün süren sorguda uyuşturucu kullanıp kullanmadıkları sorulmuş, arkasından da ağızlarından bazı isimler alınmak istenmiş. Bunun için psikolojik baskı gördüğünü de söyleyen Bayramoğlu, o zaman söz verilen doktor muayenesi ve saç testinin yaptırılmadığını aktarıyor. Daha sonra aralık şûrasında kendisinin de aralarında olduğu 9 kişinin görevine son verilmiş. Bayramoğlu, arkadaşları hakkında, "Aramızda kullanan kişi var mıydı bilmiyorum, ancak oradaki insanlar pırıl pırıldı." değerlendirmesini yapıyor.

Ramazan Bayramoğlu'nun hikâyesi aksi bir örnek, ancak YAŞ kararlarıyla resen emekli edilen bir kişinin hakkını arayamadığının da tipik misali. Emekli askeri hâkimlere göre, bunun sivil ve askerî mahkemelerde görülmesi mümkün ancak YAŞ'a getirilmesi bir tercih olarak ortaya çıkıyor. Psikiyatr Ayhan Akcan'a göre bu, tüm toplumda olduğu gibi Silahlı Kuvvetler'de de uyuşturucu kullanımının artmasından dolayı olabilir; çünkü yaşanan her dört adli olaydan birinin uyuşturucuyla bağlantısı bulunuyor. Emekli askerî hâkim Yusuf Çağlayan birliklerde kenevir ekimine şahit olmuş bir isim. Ona göre, rütbesiz askerlerde uyuşturucu kullanımı oldukça yaygın. Bu alanda çalışan hem askerî hem de sivil yetkililer, Silahlı Kuvvetler'de uyuşturucu kullanımının artmış olabileceğini, bunun için de ciddi boyutta ve çözüm öneren araştırmaların yapılması gerektiğini dile getiriyorlar.


Ayhan Akcan/Psikiyatr:

Ortam varsa uyuşturucu kullanılır

"Uyuşturucu kullanan bir insanda verilen sorumluluğu yerine getirememe, davranış bozukluğu, kişilik değişikliği gibi birçok durum ortaya çıkar. Bu durumda kişinin amiri veya arkadaşları ikaz edebilir. Eğer tekrarlıyor ise bu bir yazılı olarak ikaz olur, kınama, uzaklaştırma veya zorunlu tedavi başlar. Uyuşturucu için kimse 'Benim iradem var, ben kullanmam.' demesin. Silahlı Kuvvetler gibi katı disiplinin olduğu bir yerde bile eğer ortamı varsa kullanılır. Bana tedaviye gelen askerler çok var. Astsubay ve erbaş seviyesinde daha çok, subay ve general seviyesinde gelmedi. Her yerde artış var, sokakta, okulda, kadınlarda, yoksullarda. Burada da artış olabilir."

***

Yusuf Çağlayan/Emekli binbaşı hâkim:

Birliğe kenevir ektiklerine şahit oldum

"Son TCK değişikliği ile kanunda, 'Uyuşturucu kullananlar tedaviyi kabul ederse cezai hüküm olmaz.' deniyor. Sayıların artmasında bunun etkisi oldu. Ancak son zamanda toplumdaki bozulmalar TSK'ya da yansıyor. Uyuşturucu bağımlıları psikolojik olarak çok rahatsızdırlar ve çevreye de bunu belli ederler. Gizli kalması mümkün değil. Benim görev yaptığım dönemde erler arasında çok yaygındı. Bazı birliklerde kenevir bile ektikleri oluyordu. Bir iki kere denk geldim ben. Bunu kimse bilmiyor ama bağımlı olan kişi ekiyor ve gizli gizli kullanıyor. Subay ve astsubay arasında nadiren çıkıyordu. Hap kullanımı daha yaygındı."

***

Ümit Kardaş/Emekli askeri hâkim:

Hepsi şeriatçı değil demek için açıklıyorlar

"Bunlar sicile ve istihbari bilgilere dayalı işlemlerdir, sübjektif değerlendirmeler olabilir. Şu anlama gelebilir; disiplinsizlik dendiği zaman irtica ve başka eylemler sayıyı kabarık gösteriyordu. 'Biz bunları ihraç ettik ama hepsi inançlı kesimden değil bazıları da uyuşturucudan, ahlak dışı tutum ve davranıştan ihraç ediliyor. Biz kurum olarak ciddi bir tavır içindeyiz.' demektir. Benim görev yaptığım dönemde uyuşturucu o kadar yaygın değildi ama çıkardı. Uyuşturucu kullanma açısından bir artış varsa o da incelenmelidir."

***

Adnan Tanrıverdi/ASDER Başkanı:

İrticadan ihraçlar geri planda kalıyor

"Bunlar YAŞ'a getirilerek kamuoyuna 'Silahlı Kuvvetler'den uyuşturucu ve ahlaksızlık yapanları da atıyoruz.' imajı verildi. Bu, irtica nedeniyle inançlı insanların tasfiyesini maskelemek için kullanıldı. Bu sadece Silahlı Kuvvetler'de disiplin sağlamaya dönük bir uygulama da değil. Çünkü disiplinin sağlanması için geniş yetkilere sahip bir yargı sistemi var. Ayrıca bir kişi uyuşturucu müptelası mıdır değil midir mahkeme kararı olmadan söyleyemeyiz. Bu kişilerin dava açma hakkı olmadığı için de bu gerçek hiçbir şekilde ortaya çıkmaz."

 


14.Aralık.2008 08:54:12

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

VİCDANLI OL SAYIN GENERALİM

5/12/2008 · Kategori: Haber Medya

Yüksek Askeri Şura toplantısı yapıldı. TSK’dan ihraç edilen subay astsubaylar arasında yine irtica suçu (!) nedeniyle yargısız infaz edilen personel var.
 
Geçtiğimiz günlerde bir şehit annesi feryat etti. “Oğluma namaz kıldığı için günde 12 saat nöbet tutturdular” diyordu. Bu güne kadar ‘Yanlışlık var’ veya ‘Yapanlar hakkında soruşturma açtık’ gibi bir açıklama bekledik.
 
Bırakın açıklamayı Ergenekoncuların suçlarını örtmek için kullandıkları ‘irtica’ çamurunu yargısız infazla beş masumun üzerine fırlattılar. Muhtemelen eşinin çağdaş olmayan kıyafet giymesi suçu ile.
 
Sayın Generalim....
Şehit olan kısa dönem askerimiz düşmanın mıydı, yoksa oh olsun mu dediniz? Annesine cevap verme tenezzülünde bulunmadınız, toplumu rahatlatacak iki söz söylemediniz? Vicdanınız sızlamadı mı?
 
Şehitlik dünyasal bir kavram değil, Tanrısal bir kavramdır. Öldükten sonra yok olacağını düşünen bir insana savaşma motivasyonu veremezsiniz.
 
Tanrısal olan herşey laikliğe aykırı ise şehitlikten söz etmekte laikliğe aykırıdır. Din işini devlet işine karıştırmaktır. Vicdanınız bu çelişkiye ne diyor Sayın Generalim? Bu inadınız ordumuzun savaş gücünü zayıflatıyor.
 
Tek Parti Cumhuriyeti döneminde Aşık Veysel kıyafeti nedeniyle Ankara’ya girememişti. Şimdi anneler kıyafetleri nedeniyle asker oğlunun yemin törenine giremiyor. Vicdanın hiç rahatsız olmuyor mu Sayın Generalim?
 
Ana Muhalefet Lideri Deniz Baykal bile toplumun kararlı, ısrarlı ve tutarlı talebi karşısında kıyafet açılımı yapmak zorunda kaldı. Sen sağır ve dilsiz rolüne devam mı edeceksin? Vicdanın bu sesleri duymayacak mı Sayın  Generalim?
 
Sen 14 yaşında bir genci askeri liseye alıyorsun, 30 yıl hizmet ettiriyorsun albay yapıyorsun, sonra da ‘Affedersin senin yaşam tarzını beğenmedim sen irticacıymışsın’ diyorsun. Elini vicdanına koy, o insan uzaydan mı geldi? O değişmedi sen değiştin. Kendi kadronu oluşturmak için tasfiye yaptın. İnsaflı ol Sayın Generalim. Alemi kör herkesi sağır mı zannediyorsun.
 
Kendi yetiştirdiğin evladını uydurma istihbarat dosyaları ile etiketliyorsun, sahte raporlarla damgalıyorsun. YAŞ denilen Politbüro benzeri bir kurulda yargısız infaz yapıyorsun.
 
Kendi askeri savcılarına bile güvenmiyorsun. Hukuk denetiminden kaçırarak insanların ekmeği ile oynadığın için hiç mi vicadanın sızlamadı Sayın Orgeneralim?
 
Güneydoğu’da terörle savaşırken evine roket isabet etmiş bir yüzbaşını eşi kanser tedavisi görürken YAŞ kararı ile ne olduğu belirsiz bir irtica uydurması ile sokak ortasında bırakıyorsun. Hiç mi vicdan taşımıyorsun Sayın Orgeneralim?
 
Osmanlı Padişahlarını halkı teba yaptıkları için küçük gördün. O Padişahlar ‘Mağrur olma sultanım senden büyük Allah var’ dedirtiyorlardı. Sen irticacı diyecekler diye Allah demedin. Bunun için mi mağrur oldun ve kendini yeryüzü tanrısı yaptın. Biraz özeleştiri yap Sayın Generalim.
 
Hala özgürlükçü olmayan, çağdışı gerici bir laiklik anlayışını benimsiyorsan dinden arınmış bir toplum, inançtan yoksun bir hayat hayal ediyorsan ve kendine topluma çeki düzen verecek bir misyon yüklüyorsan, sana ancak modern görünümlü mürteci denilir. Aynaya bakman yeterlidir.
 
Bu memlekette insanlar göğsünü gere gere ben kürdüm, ben müslümanım diyeceklerdir.
İster kabul et, ister etme.
 
Kimsenin generallerin makamında gözü yok. Sayın Deniz Baykal halkla barışmaya çalışıyor, doğru devam ederse iktidara yürüyecek, bunu kimse engelleyemez.
 
Siz de halkın değerleri ile barışmalısınız. Bu toplumdini değerlerle kavgalı bir orduyu kabul etmez. Zamanı algılayın, zihinsel dönüşüm yaşayın yine general olun kimse size karışmıyor.
 
TSK’da sessiz çoğunluğun benim gibi düşündüğünü biliyorum. Bu nedenle siyaset meraklısı, lobilerin etkisinde kalan, dünyalarında en önemli konu askeri ihaleler olan bir kısım generali muhatap alıyorum.
 
Eğer bu inat devam ederse Türkiye Turuncu değil ama Turquaz bir devrime doğru gider. İnanmayan halkın arasına girsin, askerlik algını araştırsın.
 
Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7
ntarhan@gmail.com


YORUM
Y
azı hakkındaki yorumlara şöyle bir göz attım.
Sayın Hocam Allah senden Razı olsun. Halkın içinden geçenleri çok güzel bir surette yazmış. Kalemine sağlık.
Yapılan Haksızlıkları kınıyorum.
Yapılan zulmü kınıyorum.
Ergenekon zanlılarına yargılnmak isteyip istemediklerini soran adalet YAŞ ZEDELER hakkıında verilen YARGISIZ İNFAZ hakkında sessiz kalmaktadır.
YAŞZEDELER YARGILANMAK İSTİYOR
SUÇLULAR YARGILANMAK İSTEMİYOR
Hakikat ortada değilmi.
SAYIN GENERALİM

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Depreşti Gene Askerlik Günlerim

14/10/2008 · Kategori: Haber Medya

BİR ASTEĞMENİN GÜNLÜĞÜNDEN

Sözün bittiği kanın donduğu yer!Sözün bittiği kanın donduğu yer!
PKK terörünün nasıl olup ta bir türlü bitmediğini bir bölgede çarpışan bir asteğmenin günlüğünden acı dolu itiraflarla okumak ister misiniz?

Bir asteğmenin günlüğünden: Terör niçin bitmiyor?

Aktütün Karakolu'na yönelik terör saldırısı için 5. saldırı dedik ama yanılmışız.

Değil beş, yüzlerce saldırı olmuş bu karakola. Yüzlerce taciz ve saldırıdan söz ediyor Genelkurmay kaynakları.

Aynı kaynaklar PKK'lı teröristlerin son saldırı için 45 günlük ağır silahların katırlarla bölgeye yığıldığı ve bunca hazırlıktan ancak sonra saldırdıklarını söylüyor.

Bu demek ki Aktütün'e saldırı olacağı Dağlıca'ya yapılan saldırı gibi önceden biliniyor, istihbarat ediliyordu!

PKK'lılar askerin gözü önünde saldırı hazırlıklarını yaptılar! Kim kusurlu kim değil, artık bunun çok fazla önemi yok.

Ölen öldü. 17 eve ateş düştü.

Ancak... Dağlıca'da görev yapan bir asteğmenin günlüğüne yazdıklarını tekrar hatırlamakta fayda var.

Dağlıca komutanı Onur Dirik youtube'a düşen ses kaydında Dağlıca da görev yaparken şehit olan bir asteğmenin günlüğünden de bazı bölümleri okuyor. Asteğmen günlüğünü sevdiğine hitaben yazmış... Sevdiğine hitap ediyor, "bir tanem" diyor, "aşkım" diyor ve askerlik süresince, bence PKK saldırıları karşısında neden pasif kalındığını, terörün neden bitmeyeceğini çok iyi açıklayan sözlerini kaydediyor.

Yarbay Onur Dirik okuyor:

Şehit asteğmenin günlüğü:

"Bugün var ya aşkım... Bu terörün bitmeyeceğine bir kere daha şahit oldum.

Gözümüzün önünden on katır on kişi geçiyor, gidelim öldürelim diyoruz göndermiyorlar.

Helikopter çağırıyoruz yollamıyorlar.

Bi de bunun üzerine adamları telsizlerinden de dinliyoruz. Hala elimizi kolumuzu bağlı tutuyorlar, çıldırıyoruz.

Adamlar resmen önümüzden geçiyor. Biz de öyle salak saçma dağ başında bekliyoruz, neye kime hizmet ettiğimizi bilmiyoruz, ilk defa burada bulunuşumuzun boş olduğunu anladım."

Yarbay Onur Dirik burada okumayı kesip "Of of... Burada bize küfrediyor" diyor. Sonra okumaya devam ediyor:

"O sabah sana demiştim ya terörist ve dolu katırlar gördük bir şey yapamadık diye, şerefsizler ellerini kollarını sallaya sallaya gittiler yüklerini boşaltıp geri döndüler ve biz gene bir şey yapamadık.

Emir vermedi üstlerimiz.

Gene gidelim dedik bırakın gitsinler dediler. Başlarım böyle işe dedik, elimizi kolumuzu bağladık.

Ne kadar saçma bir şey. Çıldırdık çaresizlikten.

On tane adam vardı, parçalardık şerefsizleri. Manyak gibi durduk yerimizde."

Şimdi... Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kamuoyu belki hükümet bile orada neler olduğu hakkında çok fazla malumat sahibi değil.

Aktütün Karakolu vurulduktan şehitler verildikten bir gün sonra kamuoyuna duyuruluyor, hükümet bilgilendiriliyor.

Söyleyecek başka söz yok.

NUH GÖNÜLTAŞ/BUGÜN

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

HESAP DÖNER BİR GÜN

4/9/2008 · Kategori: Haber Medya

"Orgeneral Başbuğ’un iyi çocukları..."
04.09.2008 12:02


Yeni genelkurmay başkanımızın ilk icraatı, “postmodernizme” savaş açmak olmuştu. İkinci icraatı da Ergenekon sanığı iki orgenerale bir korgeneral gönderip ziyaret ettirmek oldu. İftihar ettik.


Ahmet Altan - TARAF 
Orgeneral Başbuğ’un iyi çocukları...
  


Yeni genelkurmay başkanımızın ilk icraatı, “postmodernizme” savaş açmak olmuştu. 

İkinci icraatı da Ergenekon sanığı iki orgenerale bir korgeneral gönderip ziyaret ettirmek oldu. 

İftihar ettik. 

Ordu dediğin de, genelkurmay başkanı dediğin de böyle olmalı. 

Hukuka saygı, disiplin, devlet ciddiyeti... 

İyi bir ordu böyle şeylere aldırmamalı. 

İyi bir ordu, düşman olarak “postmodernizmi” seçip, çete sanıklarına destek olmalı. 

Bir ülkenin böyle bir ordusu varsa artık herkes kendini güvende hisseder. 

Çünkü bu eşsiz bir ordudur. 

İngiltere’de, Fransa’da, Amerika’da, Norveç’te, İsviçre’de, Amerika’da böyle bir ordu bulamazsınız. 

Herhalde onlar iyi asker değil. 

Bizimkiler iyi asker. 

Önceki gün, hapishanedeki bir çete reisinin Sabancı cinayetinin sanığını öldürdükten sonra “devlet öldürttü bana onu” diye bağırması yansıdı ekranlara. 

Kardeşi de, “Veli Küçük’e haber verin, o bizi tanır” diyordu. 

Orgeneral Başbuğ, Veli Küçük’e de bir ziyaretçi gönderecek mi? 

Veli Küçük de general, ona niye göndermesin? 

O koskoca bir genelkurmay başkanı, canının istediğini yapmakta özgür. 

İster o tutukluya ziyaretçi gönderir, ister bu tutukluya. 

Herhalde bağımsızlık bu demek. 

Bağımsız bir genelkurmay başkanımız var. 

Hukuktan, itaatten, disiplinden bağımsız. 

Ordu bu “resmî ziyaretle” kendini Ergenekon sanıklarına bağladı. 

İddianame yayınlanınca ne olacak? 

Kanıtlar ortaya çıkarsa, ordu ve genelkurmay başkanı ne yapacak? 

“Yargılayamazsınız” mı diyecek? 

Buna mı hazırlanıyorlar? 

“Generallerin suç işlemesine kimse karışamaz” mesajı mı bu? 

Bir genelkurmay başkanının, bir ülkenin ordusuyla çete sanıkları arasında “resmî” bir bağ kurma yetkisi var mı? 

Ordu, genelkurmay başkanına mı ait? 

Bizim generallerin hukuku ciddiye almama konusunda bir eğilimleri var. 

Şemdinli olayları sırasında da o zamanki kara kuvvetleri komutanı, sanıklardan biri için “iyi çocuktur, tanırım” demişti. 

Sonra, o davayla ilgili kapsamlı bir iddianame hazırlayan savcıyı görevinden atmışlardı. 

Hükümet de yardımcı olmuştu bu haksız işleme. 

Alnından silemeyeceği bir lekedir bu. 

Sivil mahkeme, Şemdinli sanıklarını 39 yıla mahkûm etmişti. 

Daha sonra sanıkları askerî mahkemeye havale edip serbest bırakmışlardı. 

Yeniden böyle bir “operasyon” mu hazırlanıyor? 

Ordu, “Ergenekon’un iyi çocuklarına” mı sahip çıkıyor? 

Bilmiyorum, yeni genelkurmay başkanı Ergenekon’un ne olduğunun farkında mı? 

Danıştay baskınından, gazete bombalamaktan, adam öldürmekten sanık bu çete. 

Danıştay baskını ile Ergenekon arasındaki bağ, mahkemede ortaya çıkarsa Orgeneral Başbuğ ne yapacak? 

Danıştay cinayetine destek olan biri durumuna düşmekten hiç çekinmeyecek mi? 

Fütursuzluğu o noktaya kadar ulaştırabilecek mi? 

Bunlar çok ciddi suçlar. 

Cezaları ağır. 

Resmî ziyaretçilerin gönderilmesiyle, hava kuvvetleri komutanının olayları küçümseyen demeçler vermesiyle ortadan kalkabilecek suçlar değil bunlar. 

Yargıyı etkilemeye çalışan davranışlar her zaman Şemdinli’deki gibi bir sonuç vermez. 

Bizim genelkurmay başkanı belki farkında değil ama adına “halk” denilen yetmiş milyon insan yaşıyor bu ülkede. 

Ve, o halkın büyük çoğunluğu, ordunun ve yargının siyasete müdahale etmesinden, suçluları korumasından hoşnut değil. 

Ordu, siyasi partilerle anlaşabilir, hatta onları korkutabilir. 

Ama halkı korkutamaz. 

Bizim bir devlete, ciddiyete ve disipline ihtiyacımız var. 

Anayasa Mahkemesi’nin başbakan hakkında yayınlamaya hazırlandığı gerekçe, genelkurmay başkanının ayağının tozuyla Ergenekon sanıklarına ziyaretçi göndermesi, devlet görevlilerinin bir kısmının disipline ve hukuka uymamakta ısrar edeceğini gösteriyor. 

Benim fikrim hep aynı. 

Süratle seçime gidilmeli. 

Sonra da devlet yeniden kurulmalı. 

Hukuk önemsenmeli, devlet görevlileri bir disiplin içine alınmalı, ordu ve yargı halkı bir kez daha görmeli. 

Yoksa bunun sonunu alamayacağız. 

Bu keyfilikle batıracak bunlar bizi. 

Biz ömrümüzü bu tuhaflıklarla harcadık, bari gençleri kurtaralım. 

Onlar doğru dürüst bir devletin olduğu bir ülkede yaşasınlar. 

Orduyla çete sanıkları arasında resmî bağların kurulamayacağı bir ülkede.

http://www.haberx.com/Politika-Haberleri/Eylul-2008/Orgeneral-Basbugun-iyi-cocuklari.aspx 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::