http://ahmetturkan.blogcu.com

MÜZİK VE İNSAN BEYNİ

29/12/2008 · Kategori: Saglik - Bakim

© 2008 – Melik Duyar – Mega Hafıza Ltd.
Hangi müzik beyni nasıl etkiliyor? Müzik, konsantrasyon ve öğrenme arasında bir ilişki var mı? Ders çalışırken, kitap okurken veya bir proje üzerinde çalışırken ne tip müzikler dinlemeliyiz? Konsantrasyon ve öğrenme açısından hangi müzikler bizi negatif, hangi müzikler bizi pozitif etkiliyor? Tüm bu soruların cevabına bakmadan, bence önce müziğin beyin üzerindeki etkilerine bir göz atmak gerekir.

Müzikle yakın olmayan birçok insanın inandığının aksini söyleyen araştırmaya göre, eğitimli müzisyenlerin beyni diğer insanların beyninden biraz farklı çalışıyor. Brain and Cognition adlı bilimsel dergide yayınlanan, Vanderbilt Universitesi psikologlarının elde ettiği bulgulara göre, profesyonel müzik eğitimi alanlar, müzik eğitimi almamış insanlara oranla, hem etkili bir yaratıcı düşünme tekniği sayılan beyinlerinin "ışınsal düşünme" becerilerini çok daha iyi kullanıyorlar, hem de beyinlerinin her iki yarım küresinin ön korteks bölümlerini birlikte ve dengeli kullanıyorlar.

"Doğal olarak daha yaratıcı düşünen kişilerin problemlere yaklaşımlarını inceleyerek süreci anlamaya çalışıyoruz" diyen araştırmacı Folley, günlük deneyimlerinin sürekli yaratıcı düşünmeyle geçmesinden dolayı özellikle müzisyenlerin düşünme tarzlarını incelediklerini ifade etmiştir. Araştırma sonucunda müzisyenlerin beyinlerindeki ilişkisel çalışmanın ve problemlere verilen cevapların onların beyinlerinin düşünme tarzında niteliksel farklılıkların olduğu ortaya çıkmıştır.

Müzisyenlerin beyinlerinin her iki yarım küresinin birlikte kullanılmasının açıklamasından bir tanesi, düşünme ve uygulama sırasında müzisyenlerin aynı anda her iki yarım küredeki motor hareketlerin aktif olması gösterilebilir. Çünkü müzisyen hem gördüğü notaları ve ritimleri beyninde düşünmekte, hem de düşündüğü şeyleri her iki elini, hatta bazen ayak ritimlerini de kullanarak uygulamaya dökmektedir.

Beyninin her iki yarım küresini bu şekilde birlikte ve dengeli kullanan müzisyenlerin diğer bilgilerin değerlendirilmesinde ve ilişkilendirilmesinde de iyi olmalarıın doğal bir sonuç olduğunu vurgulayan Folley, "Entrümantal müzisyenlerin farklı melodik satırları birleştirerek, aynı anda her iki eli kullanarak senkronize tek bir müzik parçasına dönüştürmeleri ve özellikle nota sembollerini aynı anda hızlı bir şekilde okumadaki becerileri onların beyinlerinin hem sağ, hem de sol yarım kürelerini dengeli kullanmalarını sağlamaktadır" demektedir.

Bugüne kadar yapılan daha önceki yaratıcı düşünme araştırmaları daha çok açık uçlu ve çok yönlü problemlerde yaratıcı sonuçlara ulaşmayı sağlayan ışınsal düşünmeye odaklanmıştır. Yapılan araştırmalar yaratıcı düşündüğü kabul edilen kişilerin diğer insanlara göre daha ışınsal düşündüğünü ve düşünme tarzlarında böyle bir farklılığın olduğunu ortaya koymuştur.

Yapılan araştırmaya Vanderbilt Blair Müzik Okulu’ndan 20 klasik müzik öğrencisi ile, Vanderbilt Psikoloji bölümünden müzikle ilgisi olmayan 20 öğrenci katılmıştır. Müzik bölümü öğrencilerinin hemen hemen hepsi de en az sekiz yıl müzik eğitimi almış öğrencilerdir. Çaldıkları enstrümanlar piyano, nefesli çalgılar, telli çalgılar ve vurgulu çalgılardır. Gruplar yaş, cinsiyet, eğitim, lise başarı seviyesi ve üniversite giriş puanları (SAT) olarak karşılaştırılmıştır.

Araştırmacılar müzisyenlerle kontrol grubunun yaratıcı düşünme süreçlerini mukayese etmek için iki deney yapmışlardır. Birinci deneyde her iki grubada ev eşyaları veya objeleri gösterilerek bunlarla yapılabilecek farklı fonksiyonları yazmaları istenmiş, ayrıca bazı kelime ilişkilendirme testleri de yapılmıştır. Bu deneyin kelime ilişkilendirme testinde müzisyenler kontrol grubuna göre daha fazla sayıda doğru cevap vermişlerdir. Araştırmacılar bu sonucun müzisyenlerin sözel yeteneklerinin daha iyi olduğunun bir göstergesi olduğunu ifade etmektedirler. Bu deneyin ev eşyaları veya objeleri ile oluşturulacak farklı fonksiyonlar bölümünde de müzisyenler çok daha yeni ve beklenmedik fonksiyonlar önermişlerdir.

İkinci denyede, her iki gruba tekrar günlük kullanılan bazı objelerle yapılabilecek farklı fonksiyonlar önermeleri istenmiş, ancak bu kez beynin korteks bölümündeki kanlanma NIRS (near-infrared spectroscopy) yöntemiyle takip edilmiştir. Bu teknikle beynin nerelerine kan ve oksijen hareketi olduğu izlenerek, düşünme sırasında hangi bölgelerin aktif olduğu gözlenebilmektedir.

"Deneklerin günlük kullanılan bazı objelerle yapılabilecek farklı fonksiyonlar düşünmeleri sırasında müzisyenlerin beyinlerinin her iki yarım küresinin de aynı anda yoğun olarak aktif olduğu gözlenmiştir" diyen Folley, müzisyenlerin beyinlerinde oluşturdukları farklı ağlar sayesinde diğer insanlara göre daha farklı düşünen beyinler geliştirdiğini ve bilgiye karşı yaklaşımlarının daha farklı olduğunu vurgulamaktadır.

Esas olan müzik eğitiminden çok birinci sırada beynin her iki yarım küresini birlikte ve dengeli kullanmak, ikinci sırada da bilgiler arasında ilişkiler kuran bir düşünme tarzıyla beyinde yoğun fiziksel ağların oluşmasını sağlamaktır.

KAYNAK:


Melik Duyar
Dünya Hafıza Şampiyonu
© 2008 – Melik Duyar – Mega Hafıza Ltd.

www.MegaHafiza.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

yaz sağlığı

4/6/2007 · Kategori: Saglik - Bakim

YAZIN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ.

 

Hava sıcaklıklarının iyice arttığı şu günlerde dikkat etmemiz gereken pek çok önemli konular var. En önemlisi vücudumuzun su dengesini iyi ayarlamalıyız. Susuz kalan vücutta susuzluk sebebi ile başka problemler başlayabilmektedir. Bunlara maddeler halinde bakacak olursak aşağıdaki neticeleri göreceğiz.

Sıcak Yorgunluğu
 Sıcak yorgunluğu vücudun aşırı su ve tuz kaybına verdiği cevaptır. 
 Genellikle yaşlı kişilerde, hipertansiyon hastalarında ve sıcak yerlerde 
 çalışan veya egsersiz yapan kişilerde görülür.
 
                              Belirtileri  
   Aşırı terleme, solukluk, kas krampları, yorgunluk, sersemlik ,baş ağrısı, 
 mide bulantısı, kusma, bayılma
 Deri soğuk ve nemli olabilir.   Nabız hızlı ve zayıftır solunum hızlıdır. 
 Sıcak yorgunluğu tedavi edilmezse sıcak çarpmasına yol açar.  Hastayı 
 soğuk tutun semptomlar kötüleşirse ya da 1 saatten uzun sürerse 
 profesyonel yardım isteyin.
 
                              İlk Yardım
  
 
 

 
 Hastaya soğuk, alkolsüz içecekler verin. 
 
 
 
 Dinlenmesini sağlayın.
 
 
 
 Soğuk duş almasını sağlayın.
 
 
 
 Ortamı sık sık havalandırın
 
 
 
 Üzerindeki fazla giysileri çıkartın. 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BESLENME ALIŞKANLIKLARIMIZ

14/4/2007 · Kategori: Saglik - Bakim

  • BESLENMEDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
  •  
  • Un ve şekerden kaçının.
  • Tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren light yiyecek ve içecek tüketmeyin.
  • Katkı maddeli paketlenmiş gıdaları yemeyin.
  • Bol taze sebze ve meyve yiyin.
  • Yeterli omega-3 alın.
  • Ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın.
  • Zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin. 
  • Yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden zengin gıdalarla beslenin.
  • Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının.
  • Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
  • Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
  • Yeşil ve siyah çay tüketin.
  • Stresten uzak durun.
  • İyi uyuyun.
  • Sigaradan “Kesinlikle” uzak durun.
  • D vitamini takviyesi alın.
  • Egzersiz yapın.
  • Alkol “KESİNLİKLE” kullanmayın.
  • Yemekleri geleneksel yöntemler ile pişirin.
  • Mikrodalga kullanmayın.
  • Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BİR BARDAK SUYUN YARARLARI

6/4/2007 · Kategori: Saglik - Bakim

SU GİBİ AZİZ OL

Bu söz bizim atalarımıza ait veciz bir söz. Su ikram edenlere hem teşekkür hem dua mahiyetinde söylenir. Suya Ab-ı hayat denir. Yani can suyu. Bunları biliyorduk da suyun insan için ne kadar faydalı olduğunu Sayın Prof.Dr. Osman Özsoy'un yazısını okuyuncaya kadar eksik bilgiler mevcuttu. İranlı Profesörün büyük fedakarlıklara katlanarak araştırmalaarına devam etmesi ve bir hakikatı ayrıntıları ile gün yüzüne çıkartması gerçekten insanlık adına sevinilecek bir şey. Hatırlıyorumda eskiden Avrupalılar su içmezlermiş, dolayısı ile hertarafları yara bere içinde kalır bu yaralı insanlarıda tecrit ederlermiş. Her halde onlar suyun farkına vardılar, ve içki yerine su tüketiyorlar. Bu konuyu daha fazla uzatmadan uzman yorumu ve sonuçlarına bırakalım.

Bir bardak suyun 46 faydası...

 

* Prof. Dr. Osman Özsoy  

 yazaramesaj@gmail.com

Kim derdi ki, gün gelecek insanlar kışın havalar iyi gittiği için kaygılanacak... Kim derdi ki, Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava dalgası tüm ülkede yoğun kar yağışına neden olacak dendiğinde insanlar, “oh be, susuzluğa az da olsa çare olur...” diye sevinecek.

 

Aslında bugünkü yazımızda, “susuzluğu önlemek için yağmuru beklemek şart mıdır” konusuna temas edecektik. Buradan yola çıkarak da, bir zamanlar Kuzey Afrika’nın ortalarından Yemen’e kadar kimi zaman hiç yağmurun yağmadığı yerlerde ecdadımız Osmanlı’nın su meselesini nasıl hallettiğini anlatacaktık. Bu konuyu yarına bırakıyorum. Hazır konu sudan açılmışken, bugünkü yazımızda gelin, bir bardak suyun nelere kadir olduğu konusunda çarpıcı bir araştırmaya göz atalım.

 

Suyun gerçek anlamda faydalarının tespiti konusunda yapılan çalışmaların aslında bir şans eseri ortqya çıktığını ve bu yöndeki çalışmaların o günden sonra hız kazandığını biliyor muydunuz?

 

İranlı hekim Batmanghelidj, suyun hastalıklara iyi geldiğini, insanı iyileştirdiğini hapishanede bir şans eseri öğrenmiş. Şah döneminde rejim karşıtı oldupu iddiasıyla tutuklanan Batmanghelidj, bir gün koğuşta, mahkumlardan birinin inanılmaz mide sancılarıyla kıvrandığını görür. Gayri ihtiyarı olaya müdahale eder ve ölmek üzere olduğunu düşündüğü adama adama iki bardak su içirir. Fakat ne görsün, adam çok geçmeden kıvranmaktan kurtulur. O günden sonra Dr. Batmanghelidj, suyun şifa verici etkisi üzerine çalışmalarını yoğulaştırma kararı alır. Cezaevinde kaldığı 2,5 yıl içerisinde yaklaşık 2 bin tutuklu ve hükümlüyü iyileştirir.

 

Tabi ki yalnızca suyla.

 

2,5 yıl kadar sonra tahliye vakti geldiğinde, hapishane müdürüne ricada bulunu ve "lütfen beni 1 yıl daha burada tutun, zira araştırmalarımın en önemli evresine girmiş bulunmaktayım ve bu kadar çok hastayı dünyanın hiçbir yerinde, bu koşullarda bulamam" der.

 

Böylece Batmanghelidj, 1 yıl daha "gönüllü hapis" yatar ve çalışmalrını sürdürür. Hapishaneden çıkınca da soluğu Amerika'da alır ve bu konuda kitaplar yazmaya başlar.

 

Dr. Batmanghelidj “Hasta Değil Susuzsunuz" kitabında vucudumuzuz tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyduğunu anlatır.

 

Bunlar şunlardır.

 

1- Hiçbir şey susuz yaşayamaz.

2-   Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.

3- Su temel enerji kaynağıdır, vücudun “nakit akımıdır.”

4-  Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.

5- Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.

6-  DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.

7- Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.

8-  Bütün besinlerin, vitmin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.

9-  Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.

10-   Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır.

11-   Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.

12-   Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.

13-   Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.

14-   Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.

15-   Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.

16-   Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları” na dönüştürür.

17-   Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.

18-   Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.

19-   Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.

20-   Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.

21-   Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.

22-   Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.

23-   Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.

24-   Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.

25-   Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.

26-   Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.

27-   Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.

28-   Uykuyu düzenler.

29-   Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.

30-   Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.

31-   Gözlere canlılık ve parlaklık verir.

32-   Glokomdan korunmamıza yardım eder.

33-   Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.

34-   Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.

35-   Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.

36-   Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir.

37-   Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.

38-   İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.

39-   Dehidrasyon  cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.

40-   Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.

41-   Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz.

42-   Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.

43-   Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.

44-   Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Kara verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.

45-   Yaşılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.

46-   Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.

 

Bir bardak suyun faydaları işte böyle. Suyun yukarıda sıralanan faydalarını okuyunca;  “Canlı olan her şeyi sudan yarattık. Hala inanmıyorlar mı?” (Enbiya, 30) ayetini hatırlamamak mümkün mü?

Yarınki yazımızda, susuz insanlara su ulaştırmak için Osmanlı’nın sadece yağmurun yağmasını beklemediğini, bu konuda geliştirdiği dahiyane yöntemleri anlatacağım.

 

(Suyun yararları konusunda ayrıntılı bilgi almak isteyenler http://www.watercure.com/gallery/gallery1.html adresini ziyaret edebilirler.)

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::