Kıl beni ey namaz,
Çöllerden topla hücrelerimi
Rahmetinin serinliğinde yıka kalbimi..
Kıl beni ey namaz,
Ruhumu secdede yeniden fısılda bana
Şah damarı yakınlığından emzir yetimliklerimi..
Kıl beni ey namaz,
Dağlar küçülsün, denizler taşsın, dağılsın kalabalıklar
Rüku rüku doğrult eğriliklerimi..
Kıl beni ey namaz,
İkiye bölünsün kalbim kıblenin şakağında
Sevgilinin işaret parmağı değsin göğsüme..
Kıl beni ey namaz,
Topla sevdalarımı kırık aynaların çatlaklarından
Ömrüme ilikle sevinçlerimi firuze düşler düşür alnımın şafağına..
Kıl beni ey namaz,
Tenim İbrahim gibi ateşe düşmüşken
Gül kokulu serinlikler değdir yüreğime..
Kıl beni ey namaz,
Günahın, isyanın, nisyanın kuytusunda büyüttüğüm pişmanlıklarımın yüzünü kaldır yerden
Al karanlıklarımı, al karanlıklarımı gözbebeklerinde yıka..!
Kıl beni ey namaz.
İnsan kıl beni..
Doğru kıl.
Duru kıl.
Diri kıl beni.
İnsan kıl bu bedeni...
SENAİ DEMİRCİ
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
KIZIL BİR GÜN
Kızıl bir gün doğuyor Çeçenistan’da
Önce silah sesleri,ardından çığlıklar…
Aç susuz insanlar
Ailesini arayan çocuklar
Boşuna çırpınıyorlar
Çoktan şehit olmuş ana babalar.
Kızıl bir gün doğuyor Irak’ta
Bir patlama derken…
Onlarca kişi ölüyor,
Düşüyor ortalığa sevdiklerini yitiren.
“Babamı istiyorum” diye haykırıyor
Yetimler, öksüzler… gözyaşlarını silerken.
Açılıyor, yardıma muhtaç elleri
Acımıyor, bomba yağdıranların yürekleri,
Uzanmıyor; “bizde insanız!” diyenlerin elleri.
Kızıl bir gün doğuyor Filistin’de
Bombalar yağıyor evlere, sokaklara
Çocuklar korkudan gidemiyor okullara,
Acaba ölürmüyüm ölmezmiyim diye…
Büyük büyük adamlar,
İşte burada başlıyor planlar,
“Herkes Terörist!” diyerek sonra
İşgal ediliyor topraklar
Kızıl bir gün doğuyor Afrika’da
Güneş yakıyor, kavurucu sıcaklar başlıyor.
Askerler: onlar da adeta kana susuyor.
Başlıyor masum halka eziyet,
Barış bahane; petrol, asıl niyet.
Yanan bedenler değil ki, yalnızca
Kıyım yaşanıyor, insafsızca.
Duyun bu sesleri ey insanlar!
Durdurun çığlıkları, feryatları,
Çeçenistan, Afrika, Filistin, Irak…
Değil ki bize uzak
Hani kardeştik hepimiz
Hani dökülürken kanlar nerdeyiz?
Akan kanların değil,
Doğan güneşin kızıllığı sarsın dünyayı
İnanın o kadar zor değil,
Gerçeğe dönüştürmek bu rüyayı
Abdülkadir TÜRKAN
Bu şiir 2008 ylı Nisan 2.hafta başında (07.04.2008) Küçük oğlum Abdülkadir TÜRKAN tarafından yazılmış ve Türkçe Öğretmeni Sayın Ali ÇAYLI (Özel Sadabat İlköğretim Okulu Türkçe Öğretmeni) tarafından kontrol edilmiş ve kelime hataları düzenlenmiştir. Oğluma şiiri sevdiren ve yazmaya yönlendiren Sayın Ali ÇAYLI Hocama ve şuan vatani görevini yapmak üzere Eğitime bir süre ara veren Sınıf öğretmeni Emin TOKAK Hocama çok teşekkür ederim. Oğlumuzun iç dünyasının hassas, berrak, duygulu yönünün ortaya çıkmasında ve güzel ifadelerle süslemesinde en büyük desteği verdiğinden dolayı. Oğlumuzuda ayrıca tekrar tekrar tebrik ederim. Güzel şiirlerine devam etmesi dileği ile.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
SOL YANIM
Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder" demişti de
Onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen,
Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde
Şuram acıyor işte şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum
Şuram işte, Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Bende ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi.
Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi.
Bari okula sen götür dedim.
"kızım, iş" dedi.
Bende banane dedim, ağladım.
"kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor.
İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.
Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim, Anne çook...
BEDRİHAN GÖKÇE
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
ADALET SİSTEMMİZİN BİR AN ÖNCE DÜZELMESİ,ADİL KARARLAR ALINMASI TEMENNİSİ İLE
ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.
Hz. Ömer
Adalet olmadan mülk baki kalmaz. Zulümle abad olunamaz.
Hakim Beğ
Gene tehir etme üç ay öteye,
Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ.
Otuz yıl da babam düştü ardına;
Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ.
Kırk yıl önce; yani babam ölünce,
Kadılıklar hâkimliğe dönünce,
Mirasçılar tarla, takım bölünce,
Irezillik beni buldu hâkim beğ.
Yaşım yetmiş iki, usandım gel-git;
Bini buldu burda yediğim zılgıt.
Eğer diyeceksen: 'bana ne, öl git!'
Oğlumun bir oğlu oldu hâkim beğ.
Sekiz evlek tarla, bir geverlik su,
Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu?
Kazanmasam da hu, kazansam da hu!
Canım ta burnuma geldi hâkim beğ.
Keşife-meşife, damgaya, harc'a
Kanımız kurudu harca da, harca..
Sayenizde avukatlar yıllarca,
Fakiri yoldu da yoldu hâkim beğ.
Mübaşir itekler, kâtip zavırlar;
Değişti bizde de göya devirler.
Yüz yıl önce adam yiyen gâvurlar,
Tapucuyu aya saldı hâkim beğ.
Kabahat sizde mi, kanunlarda mı?
şaşırdım billâhi yolu yordamı..
Kızma sözlerime alam kadanı,
Sıkıntıdan içim doldu hâkim beğ.
Mülkün temeliydi adalet hani?...
Bizim hak temelde saklı mı yani?
Çıkartıp ta versen kim olur mâni?
Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim beğ?!
Hem davacı pişman, hem de davalı..
Bu yolda tükettik çulu, çuvalı.
Sabret makamından çalma kavalı,
Sürüler ekine daldı hâkim beğ
Abdurrahim Karakoç
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!