
ATLAR İLE İLGİLİ BİR YAZI YAZMAK İSTEMİŞİTM FAKAT HENÜZ YAZAMAMIŞTIM.
Küçüklüğümden beri atları severim. Henüz 8-9 yaşlarımda iken rahmetli Dayımların çok güzel atları vardı. Bizi her ziyarete geldiğinde yorgun olan atı gezindirp dinlendirme ve sulama işini severek alır ve yapardım. Biraz at soluklandıktan sonra üzerine bir çırpıda biner yaklaşık yarım veya 1 saat kadar da ben koştururdum. Bundan müthiş zevk alırdım. Özellikle Büyük dayım beni çok severdi ve atlara binişimi izlerdi. Bundan keyif alırdı. Ne kadar istersem binebileceğimi söylerdi. Yoldan gelmiş olan atı daha fazla yormamak için çok fazla uzatmazdım. Atlar insana çok yakındır. Adeta hislerini bilirler. Duygulanırlar. Sahibi ile dost olurlar. Eskiden, yani daha bundan 80-100 yıl önce savaşlar at üzerinde yapılırdı. Tabi o savaş sahnelerini biz filimlerde gördük ama hep anlatılan odurki atlar sahipleri öldüğünde veya yarlandığında terk etmezlermiş. Sadık hayvanlar. Allah onları insanlığın hizmetine vermiş. Türkler Orta asyadan Avrupa ortalarına kadar at üzerinde geldiler. Muharebe ve muhabereyi at üzerinde yaptılar.
Fatih'in İstanbulun fethinin canlandırıldığı tablosundaki beyaz at ile tasvir edilmiş resmi muhteşemdir. Her baktığımda çok etkilenirim. Bu yazımın baş tarafına koyduğum at resmi hayali kahramana ait ama olsun. Atlar için değer.
Ahmet TÜRKAN