http://ahmetturkan.blogcu.com

HZ. MEVLANA'DAN ÖZLÜ SÖZLER

7/12/2009 · Kategori: islami

     


Sevgide güneş gibi ol.
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol.
Hataları örtmede gece gibi ol.
Tevazuda toprak gibi ol.
Öfkede ölü gibi ol.
Her ne olursan ol ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.
Şu dünyada yüzlerce ahmak etek dolusu altın verir de şeytandan dert satın alır.
Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..
Aşk altın değildir saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..
Yeşillerden çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..
Nice insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm içinde insan yok.
Aşk davaya benzer cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..
Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
 İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.
Dert insanı yokluğa götüren rahvan attır.
Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
Leş bize göre rezildir ama domuza köpeğe şekerdirhelvadır.
Kuzgun bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
Pisler pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
Dikenden gül bitiren kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yüceltenkederi de sevinç haline sokabilir.
Nasıl olur da deniz köpeğin ağzından pislenir nasıl olur da güneş üflemekle söner?
Akıl padişahı kafesi kırdı mı kuşların her biri bir yöne uçar. 

Tövbe bineği şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.
O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın kabına bakarsan yolu yitirdin.
Genişlik sabırdan doğar.
Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü inananlara bayram günüdüröküzlere ölüm günü.
Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.
Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
Gürzü kendine vur. Benliğini varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.
Eşeğe katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu dinleyenin dinlemesinden anlamasından ileri gelir.
Oruç tutmak güçtür çetindir ama 'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından bir derde uğratmasından daha iyidir.
Ayın geceye sabretmesi onu apaydın eder. Gülün dikene sabretmesi güle güzel bir koku verir. Arslanın sabredip pislik içinde beklemesi onu deve yavrusu ile doyurur.
Zahidin kıblesi lütuf kerem sahibi 'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbasıdır.
  ile olduktan sonra ölüm de ömür de hoştur..
Sarhoş cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı kendimde değildim"der. Kendinde olmayışkendiliğinden gelmedi sanaonu sen çağırdın.
İnsan gözdür görüştür gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa değeri o kadardır.
Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen başı 
kırılmaz. Toprakla suyla baş yarmak istiyorsan toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.
Yoldaki bir tepecik seni bunaltmışoysa önünde yüzlerce dağ var.
Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana içinde inci vardır.
Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine 
koymamakbaşka yere koymak.
Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.
Şu deredeki sukaç kere değiştiyıldızların akisleri hep yerinde.
Yol kesenler olmadıkça lanetlenmiş şeytan bulunmadıkçasabırlılar gerçek erleryoksulları doyuranlar nasıl beliriranlaşılır?
Oyun görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.
Anlayışedep şehirlilerdedir.· Ziyafetgarip konaklamak da köylülerde.
Resimler ister haberleri olsunister olmasınhepsi de ressamın elindediro elden çıkar.
Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürkerkaçar.
Mal sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmakmalı yitmekten korur.
Çalınmış kumaşdevamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.
Ağlayışınferyat edişin bir sesisureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.
Her korkuda binlerce eminlik vardırgöz karasında onca aydınlık mevcut.
Verdiğini geri alan kişi ***** gibi kusmuğunu yemiş olur.
Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzınışarabı verene aç.
Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündürkarşılığını bulma günüdür.
Bilgi sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
Meyve ekşi bile olsa olmadıkça ona ham derler.
Çayırlıktan çimenlikten esip gelen yel külhandan gelen yelden ayırt edilir.
Dünya malı bedene tapanlara helaldir.
Gerçek kokusuyla ahmağı kandıran yalan sözün kokusu miskle sarımsak
kokusu gibi söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.
Her dil gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı sırlara ulaşılır.
Ahlaksızların bağırışıyla yürekli yiğitlerin naraları tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.
Kötü nefis yırtıcı kuştur.
Hırsın yemdir cehennemse tuzak.
Doğan avdan av getirir fakat kendi  kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle çil kuşuyla besler.
Dil tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.
Yemekle dolu karın şeytanın pazarıdır.
Sözle anlatılan şey yalan bile olsa kokusu gerçek olduğunu da haber verir yalan olduğunu da.
Canım bedenimde oldukça kulum köleyim seçilmiş Muhammet'in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse o kişiden de bezmişim ben o sözden de.
Sevgiden tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden dertler şifa bulur. Sevgiden ölüler dirilir. Sevgiden padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.
Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama gönlünün beli
kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık yaşamak fayda vermez.
Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını dikeryamarız biz.
Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı dünyada su da olmazdı ateş de.
İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. Görememek ayıbı göstermemek kusuru uğursuz nefsin parmağına ait işte.
İnsan gözden ibarettir aslında geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.
A kardeş keskin kılıcın üzerine atılmadasın tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.
Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
Dün geçti gitti. Dün gibi dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan bir saman çöpüne değmezsin.
 O dağa bir kuş kondu sonra da uçup gitti. Bak da gör o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
Altın ne oluyor can ne oluyor inci mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.
Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor gama binlerce defa aferin.
 Nefsin üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.  

İnanmışsan tatlı bir hale gelmişsen ölüm de inanmıştır tatlılaşmıştır.
Kafirsen acılaşmışsan ölüm de kafirleşir acılaşır sana.
Doğruluk Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca bütün eğrilikleri yutar.
Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek 'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.
Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.
Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı meyvalar aşağı doğru çeker. 
Meyvasız bir dalın ucu ise servi ağacı gibi havada olur.
Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak incinirler. Bir şey söyleyecek olsak onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz.
Ümit güvenlik yolunun başıdır.
Kuş seslerini öğrenen kimse kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.
Dert insana yol gösterir.
İman namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte iman ise her zaman farzdır.

İki canlı kuşu birbirine bağlasan dört kanatlı oldukları halde uçamazlar çünkü ikilik mevcuttur.
Sokak köpeğine ister altın ister yünden tasma tak yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.
Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik insanın zatında bulunan bir hünerdir.
Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak peki ne diye aşağılık·kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?
Hangi tohum yere ekildi de bitmedi ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun?
Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu testiler her an ona gelmeye can atar.
Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır.
Altın aramıyorum altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?
Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. 
Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur.
Dünya köpüktür.  sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü denizin arılığına duruluğuna perdedir. 

Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü gözünü örter.
Burnuna sarımsak tıkamışsın gül kokusu arıyorsun.
Biz tulumla küple testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.
 


ALINTIDIR.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

RESULALLAH BUYURUYOR Kİ

7/8/2009 · Kategori: islami

Hz. Ebu Hureyre Radiyallahu Anh'tan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:

"Zenginlerin zekatı fakirlere yeterli gelmiyecek olsaydı. Allah onlara ayrıca nafaka çıkarırdı. (Fukara aç kalıyorsa zenginlerin zulmü, fakirin hakkını vermemesi yüzündendir.)"

(Askeri)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

RECEP AYI VE REGAİP KANDİLİ

25/6/2009 · Kategori: islami

Bu gece, Receb ayının ilk Cuma gecesi, yani Regâib Kandili’dir. Çünki, Allahü teâlâ, bu gecede, mü’min kullarına, ragîbetler, ya’nî ihsânlar, ikrâmlar yapar. O gece yapılan düâ red olmaz ve nemâz, oruc, sadaka gibi ibâdetlere, katkat sevâb verilir. O geceye hurmet edenleri afv eyler. Receb ayının her gecesi kıymetlidir. Her Cum’a gecesi de kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, dahâ kıymetli olmakdadır. Regâib gecesinin kıymeti, çeşidli hadîs-i şerîfler ile bildirilmişdir. 
 
Mubârek geceler, islâm dîninin kıymet verdiği gecelerdir. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, ba’zı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, düâ ve tevbeleri kabûl edeceğini bildirmişdir. Kullarının çok ibâdet yapması, düâ ve tevbe etmeleri için bu geceleri sebeb kılmışdır. Kıymetli geceye, kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Önceki günü öğle nemâzı vaktinden, o gecenin fecrine kadar olan zemândır. Yalnız, Arefe ve üç kurban günlerinin geceleri böyle değildir. Bu dört gece, bu günleri ta’kîb eden gecelerdir. Bu geceleri ihyâ etmeli, ya’nî kazâ nemâzları kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, düâ, tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslimânları sevindirmeli, bunların sevâblarını ölülere de göndermelidir. Bu gecelere saygı göstermelidir. Saygı göstermek, günâh işlememekle olur.

Receb ayı, Âdem aleyhisselâmdan beri kıymetli idi. Bu ayda muhârebe etmek günâh idi. Her ümmet, bu aya saygı gösterirdi. Receb demek, mürecceb, mu’azzam, muhterem, kıymetli demekdir. Fârisî (Enîsülvâ’ızîn) kitâbında diyor ki, (Îsâ “aleyhisselâm” zemânında bir genc, güzel bir kıza tutulmuşdu. Ona kavuşmak için çırpınıyordu. Nice zemân sonra söz aldı. Bir akşam, odada buluşdular. Soyundular. Genç, pek sevincli idi. Ansızın, pencereden hilâli [yeni ayı] gördü. Bu hangi aydır dedi. Kız, Receb deyince, genc toparlandı. Giyindi. Kız şaşırıp, ne oluyorsun dedi. Genç, babalarımdan işitdim. Receb ayında günâh işlenmez. Bu aya saygı gösterilir deyip, özr diledi ve evine gitdi. Allahü teâlâ, Îsâ aleyhisselâma vahy gönderip, olanları bildirdi. Bu genci ziyâret et! Selâmımı söyle buyurdu. Genç, Receb ayına gösterdiği bir saygı için, büyük bir Peygamberin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” kendine gönderildiğine sevinerek îmân etdi. İyi bir mü’min oldu. Receb ayına gösterdiği bir saygı sebebi ile, îmân şerefine kavuşdu.)
 
Türkiyede ve birçok islâm memleketlerinde, bir asrdan beri, Abdüllahın evlendiği geceye, Regâib kandili ismini veriyorlar. Regâib gecesine böyle ma’nâ vermek doğru değildir. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” dokuz aydan önce dünyâyı teşrîf etmiş olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksânlık ve kusûrdur. Her bakımdan, her insanın üstünde ve her bakımdan kusûrsuz olduğu gibi, Âmine valdemizi “rahmetullahi teâlâ aleyhâ” nûrlandırdığı zemân da, noksân ve kusûrlu değildi. Bu zemânın noksân olması, tıb ilminde ayb ve kusûr sayılmakdadır. Bu gece, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”in babasının evlendiği gece değildir. Böyle söylemek yanlıştır.
 
İslâmiyyetin ilk zemânlarında ve islâmiyyetden evvel, Receb, Zil-ka’de, Zil-hicce ve Muharrem aylarında harb etmek harâm idi. (Rıyâd-un-nâsıhîn) kitâbı, ikinci bâbı, sekizinci faslında buyuruyor ki, (Zâhidî ve Alî Cürcânî tefsîrlerinde ve birçok tefsîrde yazıyor ki, islâmiyyetden evvel, arablar, Receb veyâ Muharrem aylarında harb edebilmek için, ayların yerini değişdirir, ileri veyâ geri alırlardı. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, hicretin onuncu senesinde, doksanbin müslimân ile vedâ’ haccı yapdığı zemân: (Ey Eshâbım! Haccı tam zemânında yapıyoruz. Ayların sırası, Allahü teâlânın yaratdığı zemândaki gibidir!) buyurdu). Abdüllahın evlendiği sene, ayların yeri değişik idi. Receb ayı, Cemâzil-âhır yerinde idi. Ya’nî bir ay ileride idi. O hâlde, nûr-i Nübüvvetin, Âmine “rahmetullahi teâlâ aleyhâ” valdemize intikâli, şimdiki Cemâzil-âhır ayındadır. Regâib gecesinde değildir.
 
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
 
Receb, Allahü teâlânın ayıdır. Receb ayına ikrâm edene, saygı gösterene, Allahü teâlâ, dünyâda ve âhıretde ikrâm eder.
 
Recebin ilk Cum’a gecesini ihyâ edene [saygı gösterene], Allahü teâlâ kabr azâbı yapmaz. Düâlarını kabûl eder. Yalnız, yedi kimseyi afv etmez ve düâlarını kabûl etmez: Fâiz alan veyâ veren, müslimânları aşağı gören, anasına, babasına eziyyet eden, karşı gelen çocuk, müslimân olan ve islâmiyete uyan kocasını dinlemiyen kadın, şarkı ve çalgıcılığı san’at edinenler, livâta ve zinâ edenler, beş vakt nemâzı kılmıyanlar. (Bunlar, bu günâhlardan vaz geçmedikce, tevbe etmedikce, düâları kabûl olmaz. Ananın, babanın, kocanın, hiç kimsenin, dine uymıyan emri dinlenilmez, yapılmaz. Fekat, anaya, babaya, yine tatlı söylemek, onları incitmemek lâzımdır. Ana baba kâfir ise, onları kiliseden, meyhâneden, sırtda taşıyarak bile, geri getirmek lâzımdır. Fekat, oralara götürmek lâzım değildir.)
İbni Âbidîn “rahmetullahi teâlâ aleyh” beşinci cild, ikiyüzaltmışdokuzuncu sahîfede buyuruyor ki, (Anayı, babayı ve kadının zevcini, adları ile çağırması tahrîmen mekrûhdur, küçük günâhdır. Ta’zîm ile, saygı anlatan kelimeler ile ve yanına giderek çağırmaları lâzımdır. Uzakdan, yüksek sesle çağırmamalıdır).
 
Peygamber efendimiz "aleyhisselâm", Receb ayındaki ibâdetlerin faziletini anlatıyordu. Yaşlı bir zat, “Yâ Resûlallah! Receb ayının tamamını oruçlu olarak geçirmeye gücüm yetmez.” deyince, Peygamber efendimiz buyurdu ki: Sen, Receb ayının birinci, onbeşinci ve sonuncu günleri oruç tut! Hepsini tutmuş sevabına kavuşursun. Çünkü sevaplar on misli ile yazılır. Fakat, Receb-i şerîfin ilk Cuma gecesinden gâfil olma!

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

VEDA HUTBESİ

24/5/2009 · Kategori: islami

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::