http://ahmetturkan.blogcu.com

SÖZDE ERMENI SOYKIRIM IDDIALARININ ASILSIZLIGINI

3/1/2008 · Kategori: Tarih

DÜNYA KAMUOYUNA BELGELERLE ISBAT EDECEK UZMANLARA IHTIYAÇ VAR



Fransa ve ABD'den sonra Arap dünyasinda da Ermenilere karsi tezlerimizi savunan bir eserimiz olmadigi ortaya çikti.

Geçen pazartesi yayinladigimiz ‘Aci gerçek’ mansetimizin 2. bölümü diyebilecegimiz yeni gelisme, sözde Ermeni soykirimi iddialarinin tartisildigi Katar Tv’sinde yapilan programda yasandi.

Tezlerimizi savunamadigimiz gerçegini yüzümüze tokat gibi vuran ilk olay, programa Türkiye'den konuk çagiran yapimcilara, 'Arapça bilen uzmanimiz yok' diyerek konuk göndermemek oldu.

Akgündüz belgelerle konustu:

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Arap âleminin en çok izlenen kanali Al-Cezire'de Türkiye'nin tezlerini tarihî belgelerle savundu. Ermeni yanlisi konusmacilarin iddialarini çürüttü

Türk Büyükelçisinden: Ayakta izledim. Çok tesekkür ederim hocam. Böyle bir bilim adamimiz oldugunu bilmiyordum. Katilimcilari belgelerle perisan ettiginiz.

Suriyeli profesörden:Akgündüz tamamen belgelerle konusuyor. 1,5 saattir dinliyorum. Bir tane belge gösteremediniz. Lütfen artik dogrulari söylemeye baslayin

 


Türk makamlarindan sözde soykirimiyla ilgili yetkili isteyen Arap televizyonuna

Arapça bIlen uzmanimiz yok cevabi verildi


Türkiye, Katar Tv'sinin soykirimi ile ilgili Arapça bilen uzman talebine karsilik veremedi.
Türkiye'yi, üç kez yayimlanan programa kendi imkanlariyla katilan Prof. Akgündüz savundu.

Türkiye'nin, yüz yildir gündemde olan Ermeni sorunuyla ilgili bilimsel çikmazinin boyutlari Fransa'nin soykirimi yasasini kabul etmesiyle iyice açiga çikti. Dünya kitapliginda soykirimini savunan 26 bin esere karsi 84 yapitimiz bulunmasi ve Ermenilerin yüzü askin eserine karsin Arapçaya çevrilmis tezimizi savunan bir tek yapitin bulunmamasi konunun resmini tam olarak çiziyor. Geçtigimiz günlerde meydana gelen bir baska olay ise 'hamasi birçok çikisa ragmen' bilimsel anlamda ne kadar geride oldugumuzu tüm çiplakligiyla ortaya koydu. Türk makamlari Katar'da yayim yapan "el–Cezire" televizyonunun Ermeni soykirimi ile ilgili Arapça bilen uzman talebine 'Bu vasifta elemanimiz yok' gerekçesiyle olumlu cevap veremedi. 'Ates Hatti' isimli programin Türkiye aleyhinde hayali senaryolarin anlatildigi bir monologa dönüsmesini ise Rotterdam Islam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz önledi. Akgündüz, programa katilarak Arap dünyasina Türk tezinin hakliligini belgeleriyle ispat etti. Akgündüz, programda hem Ermenilerin Arap dünyasinin zihnini bir kez daha yikamasini önleyerek hem de isleyen süreci tersine çevirerek mühim bir rol üstlendi. Bunun en somut örnegi olarak ise Suriye'den arayan bir profesörün, programin agir konugu Ermeni Dokümantasyon Merkezi Müdürü Ohannes'e, "Akgündüz belgelerle konusuyor. Meselenin tamamen Islami bir altyapiya sahip oldugunu belirtiyor. Siz hayali hikayelerle Akgündüz'ün karsisina çikiyorsunuz. 1,5 saattir ber tek belge gösteremediniz. Lüften dogruyu konusunuz." seklindeki çikisi gösteriliyor.


Üç kez yayimlandi

Talep üzerine tam üç kez yayimlanan programda Akgündüz, Ermenilerin hayali konusmalarini çürütürken, Türk büyükelçimizin de gözlerini yasartti. Program sonrasinda Akgündüz'ü arayarak sükranlarini ileten Türk büyükelçi, "Yüzde 20'sini anladigim tartismayi ayakta izledim. Tezlerimizi karsi tarafi belgeleriyle perisan ederek anlattiniz. Arap aleminin bu konudaki karsitliginin sebebinin tamamen bilgisizlik ve diyalog eksikliginden kaynaklandigi ortaya çikti. Böyle bilim adamlarinin Türkiye'de oldugunun yeni farkina vardik." dedi.

 

Araplara masa muamelesi

Peki Araplar Ermeni sorunuyla ilgili tartismalara nasil bakiyor?

Akgündüz bu soruyu Arap dünyasini halk ve devlet–basin–üniversite olarak ikiye ayirarak cevapliyor. Buna göre halk Osmanli'nin yaninda. Ancak diger kesimler hem bilmiyorlar hem de Akgündüz'ün dehset veren ifadesiyle 'Ermenilerden daha menfi düsünüyorlar. Akgündüz, Araplarin, Ruslarin Ermenilerle ittifak yaptigina inanmadiklarini, Ruslarin Anadolu'ya Bitlis ve Mus'a kadar girip Müslüman halki öldürdügünü bilmediklerini, bu sebeple de Ermenilerin onlari masa olarak kullandiklarini farkina varmadiklarini vurguluyor. Bu vurguyu en çarpici olarak ise programin sunucusu Faysal'in, konusmaya "Dünya, Yahudi soykirimi için ayaga kalkti da niçin Ermeni soykirimi için ayaga kalkmadi" diyerek baslamasi açikça gösteriyor.

Programda Dokümentasyon Merkezi Müdürü Ohannes, sürekli "1,5 milyon Ermeni öldürüldü" iddiasini ileri sürdü. Ancak bu ifade Suriyeli profesörün belirttigi gibi dedikodunun ötesine geçemedi. Diger taraftan Arap aleminin elinde sözde soykirimi destekleyen 100'ü askin eser olmasina karsin bir tane Türk yapitinin olmadigini vurgulayan Akgündüz, görev yaptigi ülke olan Hollanda'nin konuya yaklasiminin da Fransa'dan farkli olmadigini vurguladi.

Akgündüz, kulaklara küpe olmasi gereken çözüm önerisini ise söyle özetledi: "Devlet, milleti ve bilim adamlariyla ittifak haline girip kültür hamlesi noktasinda basari saglamak zorunda. Siyasi basari her zaman yeterli degildir." (Hamit KARALI)

 

Uluslararasi bir oturumda Ermeni soykirimi iddiasi nasil çürütüldü?

Uluslararasi Tv yayini yapan ve Arap âleminin en çok izlenen kültür kanali olan Al–Jazeeara'da Fransa'nin sözde Ermeni soykirimi yasasini kabul etmesi sebebiyle dünya gündemine gelen Türk–Ermeni münasebetleri "Ates Hatti" programinda tartisildi. Programa Türk olarak Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Ermeni olarak da Lübnan'dan Ermeni Tarihi Arastirma Merkezi Baskani Ohannes Taslukyan katildi. Ayrica dünyanin çesitli ülkelerinden telefon ve faksla katilanlar da bulundu. Oturumu yöneten Sayin Faysal'in, daha meseleyi takdim edisinden Ermeni iddiasi tarafini tuttugu asikârdi. Onun için Akgündüz'ün de, onun Ermeni sözcüsü tarzinda davranmasini yadirgadigini izleyicilerin huzurunda açikça yüzüne vurmasi yerinde oldu. Prof. Akgündüz özetle sunlari söyledi:

"Soykirimi (jenoside) ile tehcir birbirinden çok farkli seylerdir. Osmanli, Islam hukukunu uygulardi. Ayetler, hadisler, masum gayrimüslimlerin öldürülmesini haram kilar. Bundan ötürü Osmanli, diger unsurlar gibi Ermenilerin de temel hak ve hürriyetlerini vermis, onlar bu haklardan asirlarca faydalanmis, ticaret, sanat ve hatta siyaset hayatinda yer almislardi. Osmanli arsivleri on bes yil önce, bütün arastirmacilara açildi. Ermeniler de gelebilirler. Ben Basbakanlik Arsivi'nde müsavir olarak çalistigim gibi Ingiltere, ABD gibi ülkelerin arsivlerinde de konu ile ilgili belgeleri inceledim. Ermeniler asirlar boyunca Osmanli'ya sadik bir topluluk olarak kaldilar. Fakat son dönemde Osmanli'yi yikmak isteyen Batililar onlari tahrik etmeye basladilar. I. Dünya Savasi sirasinda, Rus ve Ingilizlerin tesvik ve destegi ile, içinde yasadiklari devlete ve millete silah çektiler. Bunun üzerine devlet, 1878 Berlin Antlasmasi'ni uygulayarak onlari tehcir etti. Savas döneminde Erzurum'da Ingiliz Baskonsolosu olan Griffith sunlari yazmistir: "Ermeni komitalari kurulup isyana baslamis olmasalardi bir tek Ermeni öldürülmezdi. Bu isi Ermeniler, Rusya'da yapmis olsalardi, Ruslar bir tek Ermeni'yi bile hayatta birakmazlardi."

Sayin Ohannes Taslukyan da özetle sunlari söyledi: "Türkler I. Dünya Savasi sirasinda bir buçuk milyon kadar Ermeni'yi öldürdüler. Aslinda daha önce de can güvenligi yoktu. Fakat 1916 soykirimi bu tavri kitlesel olarak göze çarpan bir sekilde gösterdi. Zaten Kürtler, Araplar, Çerkezler gibi diger irklar da bu güvensizligi yasiyorlardi. Fransa'nin kabul ettigi soykirimi yasasi zafer sayilmaz. Zafer ancak Türkiye'nin bunu resmen kabul ettigi zaman olacaktir."

Program yöneticisi Faysal'in ara ara söylediklerini özetlersek sunlari ileri sürdü: "Türkiye, Ermenilere yaptiklarini devamli surette unutturmaya çalisti, gündemden kaçirdi. Türkler gerçekleri gizliyorlar. Zamaninda Türkiye'de elçilik yapmis sahsiyetler Ermeni soykirimindan bahsederken yalan mi söylediler? Sayin Akgündüz, siz hep Islam'dan ve Osmanlilarin Islam'i uyguladiklarindan söz ediyorsunuz. Dini bu konuya karistirmayin. Türk Devleti bütün etnik azinliklara benzeri kötü muameleyi yapmadi mi?"

Akgündüz, Osmanli'nin Ermeni tehcir kararina dair arsiv belgesini gösterdi. Bunda Islam hukukuna uymayan hiçbir tarafin olmadigini belirtti. Hz. Peygamber (sas)'in de, kendi devrinde hiyanet eden Beni Nadir Yahudilerini Medine'den Suriye'ye sürdügünü hatirlatti. Tehcir sirasinda bazi münferit öldürme hadiselerinin, hastaliktan kirilmalar ve sair sebeplerle ortaya çikan ölümlerin büyütülerek soykirimi iddiasina mesnet teskil edemeyecegini, hatta devletin tehcir esnasinda Ermenilere iyi muamele edilmesine dair talimatlarinin bulundugunu, aksine hareket eden yetkililerin cezalandirildigini gösteren belgelerin bulundugunu ilave etti. Akgündüz'ün, Osmanlilarin Islam'i uyguladiklarina dair sözleri, gerek Faysal'i gerekse Taslukyan'i rahatsiz etti. Anlasilacagi üzere, bu kisiler birlikte yasadiklari Müslüman kamuoyuna ters düsmemek için böyle davraniyorlardi.

Faysal'in, "Niçin Ermeniler, dünyaya meselelerini anlatma isinde Yahudiler kadar basarili olamadilar?" sorusuna Taslukyan su cevabi verdi: "Soykirimi sebebiyle Ermeniler mefluç olmus, tükenmislerdi. Yillarca kendilerine gelemediler. Ermenistan Devleti ise milli gayelere degil, komünist Rus gayesine hizmet etti." Akgündüz ise bu konuda sunlari söyledi: "Bu konu anlatilamadi ise bu, Ermenilerin bos durmalarindan degil, bu efsaneyi ispatlamak zorlugundan ileri gelmistir. Yoksa asla bos durmadilar. Savasin bitmesinden hemen sonra bu iddialari neticesinde Batili devletler konuyu inceleyen bir mahkeme kurdular. Bu mahkeme, Ermenilere, bu soykirimi eylemlerini uygulayan Türk yetkililerinin belgeleriyle birlikte bildirilmesini, böyle yapanlarin mutlaka cezalandirilmasinin istenecegini bildirdi. Osmanli da suçu sabit olanlarin cezalandirilacagina dair teminat verdi. Fakat uluslararasi müfettisler soykirimi eylemlerine dair vak'alar bulamadilar."

Öldürülen Ermenilerin sayisinin bir buçuk milyon oldugunu tekrarlayan Taslukyan'a Akgündüz su cevabi verdi: "Osmanli istatistiklerine göre tüm Ermeni nüfusu 1,1 milyon, Rus istatistiklerine göre 1,2 milyon kadardi. Bu sayi Osmanli'nin bütün yörelerindeki toplam nüfusu göstermektedir. Tehcir edilenler Dogu Anadolu Ermenileridir. Bunlarin sayisinin alti yüz bini geçmesi imkansizdir. Bir tek çocuk bile kalmama sartiyla hepsinin öldürüldügünü farz etsek bile, sizin dediginiz rakamin çok gerisinde kalir. Bu kadar Ermeni öldürülseydi Irak, Suriye, Lübnan, Avrupa ve Amerika'ya göç eden yüz binlerce Ermeni'nin varligini nasil izah edecektiniz? Bunlar gökten mi indiler?"

Faysal ile Taslukyan, Türklerin bütün etnik azinliklara karsi irkçilik yaptiklarini söylemislerdi. Buna karsi Akgündüz: "Türkler dokuz asirdan beri Anadolu'nun hakimidirler. Iddianiz dogru olsaydi Ermenilerden, Araplardan, Kürtlerden, Çerkezlerden vs. irklardan yasayan topluluklarin kalmamasi gerekirdi. Nitekim soykirimi uygulayan Ispanyollar, sekiz asirlik Endülüs Islam varligini tamamen tüketmislerdi." dedi.

Bu hususta Taslukyan'in düstügü çeliski gözden kaçmadi. Önce, Kürtlerin de böyle irk ayrimi siyasetine hedef olduklarini söyleyen Taslukyan sonra: "Fakat Kürtler, Türklerle ayni dinden olduklarindan onlara böyle muamele etmekten vazgeçtiler." dedi.

Daha sonra, Arap milliyetçilerini oksamak için Filistinlilerin meselesi ile Ermenilerinkinin birbirine benzedigini öne sürdüler. Türklerin, Ermenileri imha edip kovduklari gibi Yahudilerin de Filistinlilere ayni muameleyi yaptiklarini iddia ettiler. Akgündüz böyle bir benzerligin söz konusu olmadigini kuvvetli delillerle gösterdi.

Prof. Akgündüz, meselelere vakif oldugunu, belgelere dayandigini, mükemmel bir Arapça ile ortaya koydu. Ohannes Taslukyan ise, davasi gibi, kendisi de gerçekten zayif kaldi. Akgündüz'ün takdir ettigim bir tarafi da, söz hakkini kullanma hususunda çok cesur ve girisken davranmasi oldu. Yoksa bu çekismeli ortamda, diplomat nezaketi gösterseydi, mücadeleci olmasaydi, söylediklerinin büyük bir kismini söyleme imkâni bulamayacakti.

Isin bir baska tarafi ise sudur: Akgündüz'ü yurdunda tedirgin edip üniversiteden ayrilmaya zorlayan, Hollanda'da takdir edilip Rotterdam Islam Üniversitesi Rektörlügü'ne getirilmesinden rahatsiz olan, hatta o üniversitede kendisini ziyarete giden eski ögrencilerini bile cezalandirmaya çalisan bazi yetkililerin oldugunu da isitiyoruz. Tipki, Türkiye içinde oldugu gibi dünyanin bes kitasindaki elli kadar ülkede de Türk egitimine ve Türk kültürüne bu asirda en dikkate deger hizmetlerin fikir babaligini yapan, yüzlerce örnek kolej ve birçok üniversitenin açilmasinda tesvikleriyle etkili olan Fethullah Gülen Hocaefendi'yi cezalandirmak için iftiralar atanlarin oldugunu gördügümüz gibi. Bari onlari ve emsallerini Türklük adina itham edenler, Türklüge onlarin yüzde biri kadar hizmet etmis olsalardi! Galiba bu zihniyeti islah etmek, Ermeni Tasnaklarini yenmekten daha zor. Bu zihniyeti tasiyanlarin bilmedikleri bir sey daha var: Bu insanlar yaptiklarini halkin degil, Hakk'in takdir etmesi için yapmaktadirlar. Soydaslarinin bir kismi kendilerini taslasalar da onlar, vatan ve milletlerine hizmete devam ediyorlar.

(Prof. Dr. Suat YILDIRIM)

 

05.02.2001 Tarihli Zaman Gazetesinin Haberi

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »