2007 YILI YAZ TATİLİ
Yıl boyu tempolu çalışmaların arkasından iyi bir tatil insanın moral ve motivasyonunu artırıyor.İşte böyle duygular ve düşünceler, yıllık iznimi nasıl ve nerede geçirebilirim, ekonomik olarak neye mal olur, ucuz tatil iyimidir., illa pahalı yerlere gidip tatil dönüşünde paraları tüketmiş olmanın stresi ile işe daha mı yorgun gelinir v.s.v.s. derken bizde yıllık izin planlamamız paralelinde iş yerimizden izin müsaademizi aldık. Tabi ki izne ayrılmadan gideceğimiz yerin plan ve haritaları hazırlandı kalacağımız pansiyondan rezervasyon yaptırdık. Bu yıl daha önce hiç gitmediğimiz Altınoluk, Akçay, Edremit bölgesini görmek istedik. İnternet marifeti ile bulduğumuz Aydın Pansiyon’dan yerimizi ayırtmış olduk. 18 Haziran 2007 tatil başlangıcı ve sefere çıkış günümüz oldu. Darıca Topcular arabalı vapurları ile kendimizi Bursa yollarına ve ardından Balıkesir yollarına vurup Akçay’ın yolunu tuttuk. Öğlen civarı kalacağımız pansiyonda idik. Sabah erken çıktığımız için pek trafik problemi yoktu. Yerlerimize yerleştik. Ve biraz da yerimize yerleşmiş olmanın raharlığı ile kendimizi yataklara attık. 1-2 saat moladan sonra Akçay’ı keşfe çıktık. Sahilini, çarşısını, mesire yerler,m,, Piknik yerlerini, kaplıcalarını velhasıl yerli turist modunda görebileceğimiz heryerin istikamet ve adreslerini öğrendik. Pansiyona geri dönüp keşif noktalarına bakmak istedik.ama yorgunluğu bahane edip ertesi günün sabahı günün ilk ışıklarına kadar beklemeye karar verdik. Çarşıyı öğrendik ya hemen alış veriş için tekrar bu sefer araçla çarşıya inmeye karar verdik. Az önce yürüyerek gezdiğimiz yerlermi değişmiş, yoksa bizim araçmı anlamadım. O sokaklar gitmiş yerlerine dar ara sokaklar gelmiş. Neyse bir köşe bulup aracı park ettim ve bir iki parça bir şeyler aldım. Kaldığımız yere dönmeye çalışırken bir anda karşımda trafik polisi. Bana gel gel yapıyor. Ben de diyorum ya ne iyi trafik polisleri var yardımcı olmak istiyor herhalde diye. Meğerse ters yola girmişim. Polis yanıma gelip ehliyet ruhsat, Beyefendi ters yoldasınız deyince olay anlaşıldı. Nasıl yani dedim. Ana caddeye çıkmak için en kısa ve yakın yol burası üstelik tabela yok. Polis biliyor tabi gayet kesin kararlı. Benim de tepem attı. Gittim sokağın başında olduğu söylenen tabelaya bakmaya. Tabela varmış aslında ama görmek için yerden yaklaşık
- Tabelalar belediyenin işi biz ona karışmayız.
- Peki siz neye karışıyorsunuz. Yanıltıcı ve kör noktaya tabela koyup ceza kesmek neyin nesi. Polisin niyeti kesin. Beni dinlemiyor ve yazmaya devam ediyor. Ben aslında son 10 yıldır hiç ceza yememiştim ve çok ağırıma gitti. Ertesi gün tekrar çarşıya inince esnafla hoşbeş esnasında konuyu dile getirdim. Aynen söyledikleri şey.
- Abi çok haklısınız. Özellikle turizm sezonu açılınca akşama kadar sokaklarda fır fır dolaşıp önüne gelene ceza kesiyorlar. Çünkü başka zaman buraya kimse uğramaz. Bu dönem fırsat dönemi. Ne yapsınlar onlarda emir kulu dediler. Evet memleketimizde maalesef işler böyle yürüyor veya yürümüyor da bize öyle geliyor. Yabancıya yardım, Hoş görü falan hikaye. Tanrı misafiri kavramı çoktan silinmiş. Turistin iyi olanı para bırakanıdır özdeğişi çoktan yerleşmiş buralara. Neyse bunlarda işin Turka tarafı.
Ertesi günü kısa olan tatilimizi iyi bir şekilde değerlendirelim diye erkenden kalkıp önceden öğrendiğimiz denize giriliecek noktalara doğru yol aldık. Önce Gür, Altınoluk,Soğuk kuyu derken Behram kale tarafında çok temiz ve sakin bir kıyı bulup aracı park ettik. Özellikle denize girmek için kalabalık bizi bunaltıyor. Çünkü asrın hastalığı açık saçıklık insanın midesini bulandırıyor. Özellikle bayanlar kendi özel odalarındalarmış gibi rahat davranıp kötü nazarlardan da hiç sakınmıyorlar. Bizim öyle şeylerde gözümüz yok çok şükür. Hem kendimizi hem neslimizi açık saçıklıktan ve fitneden korumalıyız. Yoksa iyi niyet her zaman fayda vermez. Neyse bu işler çok uzun meseleler. Biz tenha köşemizde haşamalarımızla deniz sefamıza koyulduk. Öok ta zevk aldık. Saat 11.00 gibi deniz sefamızı bırakıp kaldığımız pansiyona geri döndük. Yemek faslından sonra bu sefer dağlara, serin suların başına piknik yapmak niyeti ile yollara düştük. Bu sefer de daha önce öğrendiğimiz Hasanboğuldu şelalesine gittik. Çok değişik bir hikayesi var Hasanboğuldunun; adı üstünde, Hasan boğulmuş. Adını da Hasanboğuldu koymuşlar. Çok güzel suları var. İçmeğe doyum olmuyor. Bir kaçtane de gölet var. Akan suyun oluşturduğu dere yatağında meydana gelen gölcükler bunlar. Harareti yüksek olanlar Hasanın boğulmasına aldırmadan girip serinlemeye çalışıyorlar. Bizde ayaklarımız sokmadan edemedik aslında. Pinikten sonra bu sefer akşam sefası kaplıca keyfi. Güre beldesinde Saruhan otelin günü birik kullanılan içinde kaplıca suyu bulunan özel odaları ve küvetleri var. Küvete su doldurup küvet sefası yapıyorsunuz. Biz de bu sefadan mahrum olmak istemedik tabiî ki. Bu hızla devam ederken bir anda tatil bitti. Çocuklardan yükselen sesler.
- Baba bir daha ne zaman geliriz…?
- Bilmem…İnşallah en kısa zamanda….….Çünkü çok güzeldi. Dönüşü Çanakkale üzerinden yapalım dedik. 22 Haziran sabahı erken yola çıktık. Çanakkale’ye ulaşınca Eceabat’a geçtik. Şehitlikleri görmeden olmazdı. Bizde öyle yaptık. Bize bu vatanı canları pahasına emanet bırakan Şehitlerimizin ruhlarına dualar okumadan geçmedik. Şehitliklere çıkıp hızlı bir tur ile birlikte dua faslı ve ardından yola devam ederek Tekirdağ ve İstanbul güzergahı ile evimize geldik. Tatilini henüz kullanmayanlara tavsiye ederiz. Trafik kurallarına daha dikkat ederek ve mümkünse sabah erken yola çıkarak izinlerinizi güzelce geçirin. Tabi çalışanlar için. Çalışmayan ve Emekliler için başka alternatifler olabilir.
Ahmet TÜRKAN